İçeriğe geç
Kaygı

Kaygı Bozukluğunda Temel Sebep: Belirsizlikliğe Tahammülsüzlük

Kaygı bozukluğunun ardında yatan temel mekanizma olan belirsizliğe tahammülsüzlüğü derinlemesine inceleyen, gündelik dille yazılmış sıcak bir rehber.

Yazan: Eyüp Akın8 dk okuma

Belirsizliğe tahammülsüzlüğün endişe üzerindeki etkisinin yaklaşık üçte biri, duygu düzenleme stratejilerine erişimdeki güçlükler üzerinden gerçekleşiyor [2]. Bu oran, sorunun yalnızca neler olabileceğiyle değil, sıkıntıyla ne yapacağımızı bilememekle de ilgili olduğunu düşündürüyor. Yazı, bu döngünün nasıl kurulduğunu ve küçük yaşantısal denemelerle nasıl gevşetilebileceğini inceliyor.

Tehdit Alarmı

Belirsizliğe tahammülsüzlük, hayatın doğal bilinmezlikleri karşısında duyulan yoğun ve katlanması güç bir rahatsızlıktır. Bu tanım kulağa basit geliyor mu? Yaşantısı hiç basit değildir, çünkü beden çoğu zaman bilinmezi gerçek bir tehlike gibi kaydeder. Sonuç ne olur? Kalp hızlanır, dikkat daralır ve zihin en kötü olasılığa kilitlenir. Peki bu tepki neden bazı kişilerde daha şiddetli yaşanır? Yanıt, büyük ölçüde tehdidi nasıl yorumladığınızla bağlantılıdır.

Belirsizliğe tahammülsüzlüğün en temel işleyiş biçimi işte bu: belirsiz ipuçlarını tehdit olarak yorumlama eğilimi [6]. Bir mesaj cevapsız kalır, bir bakış yarım saniye uzun sürer, bir ağrı beklenmedik anda belirir. Zihin boşluğu sevmez ve boşluğu hızla doldurur. O doldurma işlemi çoğu zaman tarafsız olmaz. Nötr bir duraklama bile reddedilme gibi okunabilir.

Bu eğilim yalnızca kaygıya özgü değildir. Obsesif-kompulsif bozukluktan sosyal kaygıya, panik bozukluktan depresyona kadar pek çok sorunun altında yatan ortak bir "transdiagnostik" faktör olarak kabul edilir [6]. Kavramın genişliği sizi şaşırtabilir mi? Şaşırtmamalı, çünkü belirsizlik hemen her ruhsal zorlanmanın ortak zeminidir. İş görüşmesi sonucu beklenir, sağlık testi sonucu gecikir, ilişkinin yönü netleşmez. Zemin aynıdır, sahne değişir.

Geleceğe yönelik huzursuzluk ile belirsizlik karşısında donup kalma birbirini besleyerek kısır döngü oluşturur. Geleceğe yönelik huzursuzluk, öngörülemez olana karşı duyulan tedirginlik ve zihnin olasılıklarla meşgul olması durumudur. Belirsizlik karşısında donma ise belirsizlik nedeniyle karar verememe, adım atamama ve eyleme geçme yetisinin felce uğramasıdır. Biri zihni hızlandırır, diğeri bedeni durdurur. Hızlanan zihin daha çok senaryo üretir, duran beden hiçbirini test edemez. Döngü böyle kapanır.

Kaygı ve Endişe Neden Aynı Döngüde Kilitleniyor?

Kaygı ve endişe çoğu zaman birbirine karışır. Kaygı, bedende hissedilen alarm halidir; endişe, o alarmı susturmak için zihnin ürettiği düşünce zinciridir. Sorun şudur: Endişelenmek, belirsizliği kontrol altına almaya yönelik bir başa çıkma girişimi olarak işlev görür ancak çözülemeyecek belirsizlikler karşısında kilitlenmeye yol açar. Zihin çözüm arar, çözüm yoktur, arama hızlanır. Arama hızlandıkça yorgunluk artar.

Bu kilitlenme stresli dönemlerde daha görünür hale gelir. Yüksek belirsizliğe tahammülsüzlüğü olan kişilerde kaygı, depresyon ve stres belirtileri böyle zamanlarda çok daha yoğun seyredebiliyor [3]. Taşınma, iş değişikliği, hastalık, ayrılık gibi geçişler belirsizliği artırır. Artan belirsizlik, zaten hassas olan alarmı daha kolay tetikler. Tetiklenen alarm, yeni belirsizlikleri daha tehditkar gösterir.

Kesinlik arayışına yönelik kontrol etme, güvence alma ve bilgi toplama davranışları kısa süreli rahatlama sağlar ancak belirsizliğin tehlikeli olduğu inancını pekiştirir. Bir iletiyi iki kez kontrol edersiniz, içiniz rahatlar. Bir yakınınıza sorarsınız, o an sakinleşirsiniz. İnternette belirtileri aratırsınız, bir açıklama bulursunuz. Rahatlama gerçektir ama kısadır. Zihin kısa süre sonra yeni bir soru üretir.

Mekanizmanın ne kadar temel olduğunu anlatan bir başka bulgu da şu: otizm spektrum bozukluğu ve Williams sendromu gibi nörogelişimsel durumlarda dahi, belirsizliğe tahammülsüzlük duyusal işlemleme güçlükleri ile tekrarlayıcı davranışlar arasındaki bağlantıya aracılık eder [5]. Farklı gelişimsel yollarda bile benzer bir köprü işlevi görmesi düşündürücüdür. Demek ki konu yalnızca karakterle ilgili değildir. Belirsizlikle kurulan ilişki, davranışın düzenlenmesinde merkezi bir yer tutar.

Küçük bir yön değişikliği işe yarayabilir. Belirsizlik içeren küçük anları fark edip günlük hayat içinde küçük meydan okumalar denemek, döngüyü dışarıdan gözlemlemenize yardım eder. Büyük kararları hedeflemenize gerek yoktur. Güzergahı biraz değiştirmek, yanıtı hemen istememek, planı biraz esnek bırakmak yeterlidir. Amaç belirsizliği tamamen ortadan kaldırmayı hedeflememek olur. Hedef, onunla kısa süreli teması tolere edebildiğinizi fark etmektir.

Felaket Senaryosu Duygu Düzenlemeyi Nasıl Zorlaştırıyor?

Felaket senaryosu, belirsiz bir bedensel duyumu ya da olayı en korkutucu sonuca bağlayan hızlı yorumdur. Çarpıntı kalbin duracağı anlamına gelir, baş ağrısı ciddi hastalığa yorulur, sessizlik terk edilmeye işaret sayılır. Yorum hızla gelir ve bedeni daha da uyarır. Uyarılan beden, yorumu daha inandırıcı kılar. Siz bu sırada mantıklı düşünmeye çalışırsınız, düşünce kayıp gider.

Neden kayıp gider? Yoğun kaygı anında zihin planlama ya da mantıksal değerlendirme yapamaz, duygusal alarm sistemi devrede olur. Bu bilgi, kendinize yüklenmemeniz için önemlidir. Dalganın ortasında çözüm bulamamanız beceriksizlik değildir. Sistem o sırada değerlendirme değil korunma modundadır. O yüzden yoğun kaygı dalgası sırasında mantıksal değerlendirme yapmaya ya da davranış denemesi planlamaya çalışmamak daha koruyucudur.

Belirsizlik karşısında ortaya çıkan sıkıntıyla başa çıkamama duygusu, duygunun kendisini tehdit haline getirerek kaygıyı artırır. Duygu düzenleme burada devreye girer. Duygu düzenleme, sıkıntıyı fark etme, anlama ve gerektiğinde yumuşatma becerilerinin bütünüdür. Erişim zorlaşınca kişi sıkıntıyla ne yapacağını bilemez. Bilememek yeni bir belirsizlik yaratır. Yeni belirsizlik, eski kaygıyı büyütür.

Bağlantı sanıldığından güçlüdür. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan yetişkinlerle yapılan bir çalışmada dahi, belirsizliğe tahammülsüzlük ile duygu düzenleme güçlükleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş [9]. Farklı bir klinik grupta bile benzer ilişkinin görülmesi, örüntünün yaygınlığına işaret eder. Bir araştırma, belirsizliğe tahammülsüzlüğün endişe üzerindeki etkisinin yaklaşık üçte birinin, duygu düzenleme stratejilerine erişimdeki güçlükler aracılığıyla gerçekleştiğini göstermiş [2]. Oran, duyguyla ilişkiyi merkeze almanın neden önemli olduğunu açıklar.

Somut bir yaşantı bu bağı daha anlaşılır kılar. Süpervizyon eşliğinde yürütülen bir BDT sürecinde, sağlık anksiyetesi yaşayan bir danışanın bedensel belirtilerine dair felaketleştirici yorumlarını fark etmesiyle kaygısının hafiflediği gözlemlenmiş [10]. Değişen beden olmadı, değişen yorumla kurulan mesafeydi. Yorum fark edilince duygu biraz yatıştı. Duygu yatışınca yeni yorumlar daha esnek hale geldi.

Dalga anında ne yapabilirsiniz? Yoğun dalga anında sorunu çözmeye çalışmadan duygunun varlığına izin vermek, ilk adımdır. Duyguyu kovalamak ya da bastırmak yerine kenara oturmasına izin verirsiniz. Kendine tehlike sinyali, bedensel tepki ve geçicilik içeren şefkatli cümleler söylemek de yardımcı olur. Alarm çalıyor, göğsüm sıkışıyor, bu dalga geçecek gibi bir iç konuşma düşünebilirsiniz. Kendini eleştirmemek ve düşünmeyi bastırmaya yönelik sert telkinler kullanmamak da bu adımın parçasıdır. Sertlik alarmı büyütür, şefkat alan açar.

Davranış Denemeleri Belirsizliğe Dayanma Kasını Güçlendiriyor

Zihni belirsizliğe alıştırmanın en güçlü yolu sözcüklerle ikna etmeye çalışmak değil, kontrollü yaşantılarla öğretmektir. Bilgi rahatlatır ama dönüştürmez. Yaşantı ise inancı beden düzeyinde günceller. Küçük bir belirsizlikle kalıp sonunu görmek, bin kez okumaktan daha öğreticidir. Bu yüzden davranış denemeleri, belirsizliğe dayanamayacağına dair kehaneti kontrollü ve planlı biçimde test ederek yaşayarak öğrenme uygulaması olarak tanımlanır.

Bilişsel davranışçı terapi literatüründe buna "davranışsal deney" ya da "davranış denemeleri" deniyor [1]. İsim teknik durabilir, uygulama sadedir. Kişi korktuğu belirsizlikle küçük, planlı ve gözlemlenebilir bir temas kurar. Tahminini önceden yazar, sonucu izler, farkı değerlendirir. Amaç cesaret gösterisi değildir. Amaç merakla veri toplamaktır.

Yöntemin dayandığı zemin sağlam görünüyor. Yapılan meta-analizler, BDT'nin anksiyete bozukluklarında orta ve yüksek düzeyde etki büyüklüğüne sahip olduğunu ve bu tür yöntemlerin farklı kaygı türlerinde belirtileri benzer düzeyde azalttığını ortaya koyuyor [12]. Farklı kaygı görünümlerinde benzer azalma görülmesi, ortak mekanizmaya dokunulduğunu düşündürür. Belirsizlikle ilişki de o ortak mekanizmalardan biridir.

12 hafta süren ve sadece bu tür deneylerden oluşan bir programın sonuçları oldukça umut verici. Bu programa katılan yaygın anksiyete bozukluğu tanılı danışanlarda, kaygı şiddeti ve endişe düzeylerinde büyük etki büyüklükleriyle azalmalar görülmüş ve bu iyileşme, bir yıllık izlem sürecinde büyük ölçüde korunmuş [4]. Sürenin görece kısa olması ve kazanımın izlemde korunması dikkat çekicidir. Öğrenme, kurs bitince buharlaşmamış, yaşantıya taşınmıştır.

Denemeyi nasıl kurabilirsiniz? Deneme öncesi akıldan geçen düşünceleri yargılamadan ve onaylamadan not etmek, iyi bir başlangıçtır. Aklınızdan geçen en korkutucu tahmini yazarsınız, onunla tartışmazsınız. Denemenin sonucunu ve en kötü durumda ne olduğunu gözlemlemeye odaklanmak, ikinci adımdır. Bedeninizde neler oldu, korktuğunuz şey gerçekleşti mi, gerçekleşmediyse ne oldu? Deneyimden sonra gerçekleşmeyen korkuları ve başa çıkabildiği anları değerlendirmek, öğrenmeyi pekiştirir. Küçük bir başarı bile kayıt altına alınınca büyür.

Varsayalım ki, kişi hep güvenli yemekleri seçiyor ve yeni bir tat denemekten kaçınıyor. Kurgusal bir sahne olarak düşünelim: Hiç bilinmeyen bir restorandan küçük bir yemek söylüyor, tahminini not ediyor, sonucu gözlemliyor. Midem bulanacak mı, param boşa mı gidecek, aç mı kalacağım? Sonuç çoğu zaman felaketten uzak olur. Bazen yemek vasat gelir, kişi aç kalmaz, başka çözüm bulur. İşte bu farkındalık, "belirsizlik beni mahveder" şeklindeki temel inancınızı yavaş yavaş zayıflatır [4]. Zayıflayan inanç, bir sonraki denemeyi kolaylaştırır.

Belirsizliğe Tahammülsüzlükle Yaşamayı Yumuşatan Küçük Adımlar

Belirsizlikle kurulan ilişki bugünde başlamaz. Çocukluk ve ergenlikteki aşırı koruyucu, kaygılı ya da öngörülemez bakım deneyimleri ile erken yaşantılar, belirsizlikle kurulan ilişkiyi etkileyebilir. Erken yıllarda dünya güvenli ve öngörülebilir deneyimlenmediyse, bilinmez daha ürkütücü görünür. Bu, kimseyi suçlamak için değil, örüntüyü anlamak için önemlidir. Anlaşılan örüntü, değiştirilebilir hale gelir.

Aşırı koruyucu, kaygılı veya öngörülemez bir ebeveynlik tarzı, dünyanın güvenilir bir yer olduğu ve belirsizlikle başa çıkabileceğiniz hissini geliştirmenizi zorlaştırabilir [7]. Sürekli korunan kişi riski tanıyamaz, sürekli korkutulan kişi riski abartır, tutarsız bakım gören kişi riski kestiremez. Üç yol da aynı kavşağa çıkar. Belirsizlik, baş edilebilir bir durumdan çok kaçınılması gereken bir işarete dönüşür.

Bu şemalar, kendinizi ve dünyayı algılamanız için katı, işlevsiz kalıplar sunar ve yetişkin hayatınızda belirsizliğe karşı tahammülsüzlüğünüzü artırabilir [11]. Şema erken yıllarda kurulur, yetişkinlikte otomatikleşir. Dünya tehlikelidir, ben dayanıksızım gibi cümleler iç ses haline gelir. İç ses, kanıt sormadan hüküm verir. Hüküm, davranışı yönetir.

İlişkiler bu yönetimin en görünür sahnesidir. İlişkilerde karşı taraftan sürekli netlik ve güvence beklemek kısa rahatlama sağlar ancak karşı taraf için bunaltıcı olabilir. Partnerden beklenen yanıt gecikince endişelenip yazıp yazmamak arasında gidip gelerek donup kalmak size tanıdık geliyor mu? Geri dönmeyen arkadaşın bilerek yazmadığı ya da kırgın olduğu sonucuna varmak da benzer bir okumadır. Zihin boşluğu doldurur, beden alarm verir, parmaklar yazmaya gider. Yazınca rahatlarsınız, sonra yeniden beklersiniz.

Dili değiştirmek döngüyü yumuşatabilir. Garanti istemek yerine belirsizliğin yarattığı zorlanmayı paylaşan bir dil kullanmak, ilişkiyi sınav olmaktan çıkarır. Sürekli netlik istemek yerine belirsizliğin sizde yarattığı zorlanmayı paylaşmak, karşı tarafın savunmasını azaltır. Partnerden sürekli netlik istemek yerine belirsizliğin yarattığı zorlanmayı paylaşmak, bu önerinin günlük karşılığıdır. Cevap gecikince suçlamak yerine beklerken zorlandığınızı söylemek gibi düşünebilirsiniz. Paylaşım, kontrol talebinden daha çok temas kurar.

Fırtına dindikten sonra benzer durumda farklı yapılabilecekleri gözden geçirmek de öğrenmeyi derinleştirir. Dalga sırasında değerlendirme yapılmaz, dalga geçince bakılır. Ne tetiklendi, beden nasıl tepki verdi, hangi cümle iyi geldi? Hangi davranış rahatlattı, hangisi döngüyü uzattı? Not almak, bir sonraki belirsizlikte başvurulacak kişisel bir rehber oluşturur.

Kaygınız haftalardır sürüyorsa, uykunuz, işiniz ya da ilişkileriniz belirgin biçimde etkileniyorsa destek aramak yerinde olur. Bir psikolog ile görüşmek, belirsizlik döngüsünü sizin yaşantınıza özgü biçimde ele almaya yardım edebilir. İlk görüşmede her şeyi çözmeniz gerekmez, yalnızca neyin ne zaman tetiklendiğini birlikte haritalandırırsınız. Süregelen ve işlevselliği bozan kaygıda profesyonel destek almayı ertelememek, kendinize verebileceğiniz güçlü bir destektir.

Bugün tek bir küçük belirsizlik anını seçip düşünceyi not ederek sonucu gözlemleyen mini bir deneme yapmakla bitirecek misiniz? Büyük bir karar almanıza gerek yok. Küçük bir bekleyişi uzatın, tahmininizi yazın, bedeninizi izleyin. Sonucu merakla karşılayın. Merak, belirsizlikle daha dost bir ilişkiye açılan ilk kapıdır.

Sık sorulan sorular

Belirsizliğe tahammülsüzlük tam olarak nedir?

Belirsizlik karşısında zihnin verdiği aşırı tepkidir. Olayların nasıl gelişeceğini kestiremediğinizde ortaya çıkan yoğun bir iç sıkıntısı ve 'ya olursa' düşüncelerinin zihni esir almasıdır. Kaygı bozukluklarının altında yatan en temel bilişsel hassasiyetlerden biridir.

Belirsizliğe tahammülsüzlüğüm olduğunu nasıl anlarım?

Günlük hayatınızdaki küçük belirsizlikler sizi aşırı derecede rahatsız ediyorsa, sürekli 'ya olursa' diye düşünüp en kötüsünü bekliyorsanız, bir karar vermekte aşırı zorlanıyorsanız veya çevrenizdekilerden sürekli 'her şey yolunda mı' diye onay almaya ihtiyaç duyuyorsanız, belirsizliğe tahammülsüzlüğünüz yüksek olabilir.

Bu durum sadece yaygın anksiyete bozukluğuna mı özgüdür?

Kesinlikle değil. Belirsizliğe tahammülsüzlük, tek bir kaygı türüne sıkışıp kalmaz. Yaygın anksiyeteden obsesif-kompulsif bozukluğa, sosyal kaygıdan panik bozukluğa ve hatta depresyona kadar pek çok sorunda kendini gösteren, ortak bir zihinsel hassasiyet alanıdır.

Belirsizliğe tahammül etmeyi öğrenebilir miyim?

Belirsizliğe tahammülsüzlük, doğuştan gelen ve değişmez bir özellik olmaktan çok, zamanla şekillenmiş bir düşünce alışkanlığıdır. Terapi süreçlerinde kullanılan davranış denemeleri gibi yöntemlerle bu alışkanlığı dönüştürmek ve belirsizliğe karşı daha esnek bir tutum geliştirmek mümkündür.

Kaynakça

  1. Hebert, E. A., & Dugas, M. J. (2019). Behavioral experiments for intolerance of uncertainty: Challenging the unknown in the treatment of generalized anxiety disorder. *Cognitive and Behavioral Practice, 26*, 421-436. https://doi.org/10.1016/j.cbpra.2018.07.007
  2. Ouellet, C., Langlois, F., Provencher, M. D., & Gosselin, P. (2019). Intolerance of uncertainty and difficulties in emotion regulation: Proposal for an integrative model of generalized anxiety disorder. *Revue européenne de psychologie appliquée, 69*(1), 9–18. https://doi.org/10.1016/j.erap.2019.01.001
  3. Bakioğlu, F., Korkmaz, O., & Ercan, H. (2021). Fear of COVID-19 and positivity: Mediating role of intolerance of uncertainty, depression, anxiety, and stress. *International Journal of Mental Health and Addiction, 19*, 2369–2382. https://doi.org/10.1007/s11469-020-00331-y
  4. Hebert, E. A., & Dugas, M. J. (2019). Behavioral experiments for intolerance of uncertainty: Challenging the unknown in the treatment of generalized anxiety disorder. *Cognitive and Behavioral Practice, 26*, 421-436. https://doi.org/10.1016/j.cbpra.2018.07.007
  5. Glod, M., Riby, D. M., & Rodgers, J. (2019). Short report: Relationships between sensory processing, repetitive behaviors, anxiety, and intolerance of uncertainty in autism spectrum disorder and Williams syndrome. *Autism Research*, 1–7. https://doi.org/10.1002/aur.2096
  6. Jailani, M. A., Yusooff, F., Karim, H. H., Abd Hamid, N. B., M Azizan, A. S., & Abdul Rahman, M. Z. (2025). The role of intolerance of uncertainty in anxiety disorders: A systematic review of the literature. *International Journal of Academic Research in Business and Social Sciences, 15*(8), 1434–1452. http://dx.doi.org/10.6007/IJARBSS/v15-i8/26349
  7. Yığman, F. ve Fidan, S. (2021). Transdiagnostik faktör olarak belirsizliğe tahammülsüzlük. *Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar - Current Approaches in Psychiatry, 13*(3), 573–587. https://doi.org/10.18863/pgy.827416
  8. Bülbül, A. (2026). Belirsizliğe tahammülsüzlük, sağlık bilgisi arama davranışı ve siberkondri ilişkisi. *AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 13*(2), 372-392. https://doi.org/10.31682/ayna.1741980
  9. Demirkol, S. ve Kayım, F. (2026). Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Semptom Şiddetinin Duygu Düzenleme Güçlüğü, Belirsizliğe Tahammülsüzlük ve Bağlanma Stilleri Bağlamında İncelenmesi. *Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi*, 1-26.
  10. Kalkan, E. (2026). Süpervizyon eşliğinde bilişsel davranışçı terapi yaklaşımıyla vaka formülasyonu sağlık anksiyetesi belirtileri: Olgu sunumu. *International Journal of Social Sciences (IJJS Science Journal), 10*(47), 150–172. https://doi.org/10.52096/usbd.10.47.07
  11. Karaburun, M. (2026). Çocukluk çağı travmaları ruminasyon ve belirsizliğe tahammülsüzlük ilişkisinde erken dönem uyum bozucu şemaların aracı rolü. *Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 24*(2), 882–901. https://doi.org/10.18026/cbayarsos.1749634
  12. Topçil, B. (2026). Anksiyete bozuklukları ve bilişsel davranışçı terapinin incelenmesi: Bir gözden geçirme. *Journal of Social Research and Behavioral Sciences (SADAB Journal), 12*(4), 14–25. https://doi.org/10.52096/jsrbs.12.04.02

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.