Baba Terki: Psikolojik Etkileri ve İyileşme Yolları
Baba terki yetişkin ilişkilerinizde terk edilme korkusu ve duygusal yoksunluk olarak yankılanır. Bu şemayı anlayın, iyileşme için somut adımlar atın.
Baba terki yalnızca evden gidince olur cümlesi eksiktir. Duygusal olarak hiç var olmamış bir baba da aynı boşluğu bırakır ve bugünkü korkularınız çoğu zaman o eski yokluğun yankısıdır.
"Baba terki yalnızca evden gidince olur"
Baba terki dendiğinde akla ilk gelen sahne çoğu zaman bavulunu toplayıp kapıdan çıkan bir adam olur, oysa evde kalan ama hiçbir zaman gerçekten orada olmayan bir baba da benzer bir boşluk bırakır. Duygusal olarak var olmayan ve bağ kuramayan baba da evden giden baba gibi boşluk bırakır ve çocuk için sonuç değişmez, ihtiyaç anında dönüp bakılacak güvenilir bir yüz bulunamaz. Baba terki çocuğun dünyaya dair temel güvenini sarsar ve bu güvensizlik yetişkin ilişkilerine taşınır, çünkü erken yaşta öğrenilen güvensizlik sonradan kurulan yakınlıklarda da pusuda bekler. İhtiyaç anında babanın yokluğu çocuk zihninde sevilenlerin gideceği ve ihtiyaçların önemli olmadığı sonucunu oluşturur, bu sessiz sonuç yıllar içinde kendiliğinden silinmez. Çocuk zihni babanın gidişini kendine bağlayarak değersizlik yorumları geliştirir ve bu yorumlar yetişkinlikteki iç sese dönüşür, siz bir toplantıda onaylanmadığınızda ya da partneriniz dalgın davrandığında o eski ses yeniden konuşmaya başlar. Güvensiz bağlanan çocuk ise "ben değersizim, başkaları beni bırakır" modeline yatkın hale gelir [1]. Aynı kişileri yıllarca izleyen bir çalışmada, çocuklukta güvensiz bağlanma sergileyen genç yetişkinlerin, güvenli akranlarına kıyasla 18 şemadan 11'inde daha yüksek puan aldığı görülmüş [1]. Bir çalışmada, duygusal kötü muamele öyküsü olan depresif gençlerin, duygusal yoksunluk ve boyun eğme şemalarında anlamlı olarak daha yüksek puan aldığı bulunmuş [4]. Bu tabloyu suçlamak için değil, tetiklenme anındaki paniği fark etmek için kullanabilirsiniz. Panik yükseldiğinde bedeninizin hızlandığını, nefesinizin sığlaştığını, zihninizden felaket senaryolarının geçtiğini izlemek, o anın yalnızca bugüne ait olmadığını anlamanıza yardım eder. Yaygın inanışın bu kadar inatçı olması şaşırtıcı değildir, çünkü toplum ayrılığı taşınma, boşanma ya da ölüm gibi görünür olaylarla ölçer, oysa bir babanın akşam yemeğinde masada olup ruhuyla hiç gelmemesi, sorulara geçiştirmeyle yanıt vermesi, sevinci ve korkuyu hiç aynalamaması da çocukta aynı eksikliği yazar. Yerine konacak gerçek daha yalındır, yokluk bazen kapının kapanmasıyla değil, kapının hiç açılmamasıyla olur ve sizin bugünkü tetikte bekleyişiniz o eski bekleyişin devamıdır.
"Terk edilme şeması sadece fazla hassasiyettir"
Terk edilme şeması dendiğinde birçok kişi aklına çabuk alınan, alıngan bir yapı getirir, oysa burada söz konusu olan abartı değil, bedene ve davranışa işlemiş eski bir alarmın bugünde çalmasıdır. Terk edilme şeması değer verilen insanların bırakacağı inancıdır ve yalnızca düşünceye değil bedene, duygulara ve davranışlara işler, bu yüzden partneriniz geç kaldığında mideniz kasılır, kalbiniz hızlanır, zihniniz en kötü sonu kurar. Terk edilme şeması, "değer verdiğim insanlar beni bırakacak" inancı [1]. Beynin alarm sistemi eski tehlikeyi bugünkü durumla karıştırarak mantıklı düşünmeyi engeller, siz yetişkin aklınızla her şey yolunda deseniz bile bedeniniz sanki küçük bir çocuk yeniden yalnız kalmış gibi tepki verir. Araştırmalar, bu şemanın özellikle saplantılı bağlanma ile güçlü bir ilişki içinde olduğunu gösteriyor [1]. Saplantılı bağlanma ilişkide sürekli yakınlık arayıp bir türlü güven duyamama hali olarak tarif edilebilir ve sizin sık sık mesaj kontrol etmeniz, ses tonundaki küçücük değişimi büyüteçle izlemeniz bu halin günlük dilidir. Terk edilme korkusu sürekli kaygı yaratır ve bu kaygı zamanla tükenmişliğe ve umutsuzluğa dönüşebilir, çünkü yıllarca tetikte beklemek yorar. Terk edilme şemasından yüksek puan alan kişiler, aleksitimi dediğimiz duyguları adlandırma güçlüğünde daha yüksek puanlar almış [3]. Başka bir ifadeyle, Terk edilme şeması yüksek olan kişilerde aleksitimi, yani duyguları tanıma güçlüğü, daha sık görülür [3]. Bu iki bulgu yan yana okunduğunda tablo netleşir, siz korkuyu yoğun yaşarsınız ama ona ad koyamazsınız, ad koyamadığınız için de korku daha da büyür. Bu yanılgının yayılması doğaldır, çünkü dışarıdan bakan kişi yalnızca son davranışı görür, gözyaşını, öfkeyi, ısrarı görür ve fazla hassas der, oysa içeride eski bir yara sızlamaktadır. Yerine konacak soru suçlayıcı değil ayırt edicidir, kendinize sormak, bu tepki şu an olana mı ait yoksa eski bir korkuya mı ait, sakin anlarda işe yarar. Akut panik anında kendini iyileştirmeye çalışmamak ve sakinleşmeden analiz yapmamak gerekir, o dakikada analiz yapmaya çalışmadan derin nefes almak, yürümek ve bedenin sakinleşmesine zaman tanımak daha koruyucudur. Hayali bir örnek olarak düşünün, partner geç kalınca ya da telefonu açmayınca kalp çarpıntısı ve bırakılma hissi yaşayan biri, o an telefonun şarjı bitmiş olabilir, trafik kilitlenmiş olabilir, ama beden eski kaydı oynatır. Sakinleşmeden konuşmak çoğu zaman yanlış anlaşılmayı büyütür, beden yatışmadan zihin berraklaşmaz.
"Sınır koymak karşındakini kontrol etmektir"
Duygusal yoksunluk ve bağlanma korkusu yan yana durduğunda ihtiyaçları ifade etmek zorlaşır, çünkü siz hem çok istersiniz hem de istemekten korkarsınız. Duygusal yoksunluk kişinin duygusal ihtiyaçlarının karşılanmayacağına dair derin bir inançtır ve bu inanç varken istemek bile anlamsız görünür, nasıl olsa karşılanmayacaktır. Sürekli güvence istemek ve kontrol etmek partnerde boğulmuşluk hissi yaratır ve ilişkiyi zorlayarak korkulan sonucu besleyebilir, siz rahatlamak için sordukça karşı taraf geri çekilir, geri çekildikçe sizin kaygınız artar. Terk edilmeyi beklemek terk etmekten daha acı verici geldiği için bazı kişiler önce kendisi gider ve bu durum uzun vadede yalnızlığı pekiştirir, tartışmada kapıyı çarpıp bırakılmadan önce ilişkiyi bitirmek kısa süreli bir güç duygusu verir ama ardından daha derin bir boşluk kalır. Hiç yakınlaşmamak terk edilme korkusunu yönetme yoludur ancak yakınlık ihtiyacı yok olmadığı için içte derin yalnızlık bırakır, yüzeysel ilişkiler sürdürürken içte yalnızlık taşımak bu döngünün sessiz biçimidir. Terk edilme korkusu yakınlık arzusuyla birleşince sarılma isteği ile itme davranışı bir arada görülür ve itme çekme döngüsü iki tarafı da yorar, bir akşam çok yakın olmak istersiniz, ertesi sabah mesafe koyarsınız. İhtiyaç ifade edilmediğinde karşılanmaz ve karşılanmayan ihtiyaç önemsizlik inancına kanıt gibi kullanılarak şemayı doğrular, söylemedikçe karşılanmaz, karşılanmadıkça söylemenin anlamsız olduğuna daha çok inanırsınız. Bu kısır döngünün yaydığı yanılgı, sınır koymanın karşınızdakini yönetmek olduğu düşüncesidir, oysa sağlıklı sınır karşı tarafı kontrol etmek değil, siz kendinizi korumak için ne yapacağınızı belirlemektir. Sakinleştikten sonra ihtiyacı suçlamadan ifade etmek ve haber verilince güvende hissedileceğini dile getirmek bu ayrımı ete kemiğe büründürür, geç kalacağınızda haber verirseniz kendimi daha güvende hissederim demek, sen zaten umursamıyorsun demekten bambaşkadır. Kontrol davranışını bırakıp dürüstlük beklentisini ifade ederek kendi sınırını tanımlamak da aynı yöndedir, telefon şifresini karıştırmak yerine açık iletişim beklediğinizi söylemek sizi de karşı tarafı da rahatlatır. Geçmiş ilişkilerdeki kaygıyı gözden geçirerek şemaya ait kaygı ile yalnızca bu ilişkiye ait güvenilmezliği ayırt etmek gerekir, çünkü partner davranışındaki gerçek güvenilmezliği yalnızca şemaya bağlamamak ve iki durumu ayırt etmeye çalışmak hem sizi hem ilişkiyi korur. Kızgınlık yerine korku ve bırakılma endişesini dile getirerek yanlış anlamaları azaltmak mümkündür, bağırdığınızda duyulmazsınız ama korkuyorum dediğinizde temas kurulur. Suçlayan dil kullanmamak ve sürekli kontrol davranışlarından kaçınmak özellikle önemlidir, çünkü suçlama savunma doğurur, savunma mesafe doğurur, mesafe de korkuyu doğrular.
"İyileşmek unutmak ya da affetmektir"
Şema terapi kavramı kulağa uzak gelebilir, oysa anlattığı şey günlük hayata çok yakındır, erken yaşta öğrenilen köklü inançlarla bugünde çalışmak. Erken dönem uyumsuz şemalar çocukluk deneyimlerinden süzülen, kendine ve ilişkilere dair köklü inançlardır ve siz onları unutarak değil, tanıyarak etkisizleştirirsiniz. Çocukken duygular aynalanmadığında kişi kendi içine bakmayı öğrenemez ve duyguları adlandırmakta zorlanır, size küçükken ne hissediyorsun diye sorulmadıysa, bugün ne hissedildiği sorulduğunda hiçbir şey demek ya da patlamak şaşırtıcı değildir. Duygular tanınmadan ihtiyaçların ifade edilmesi mümkün olmaz, adını koyamadığınız bir şeyi isteyemezsiniz. Aleksitimi duyguları tanıma ve adlandırma güçlüğü olarak bilinir ve bu güçlük aşıldıkça ilişkilerde de yeni bir dil açılır. Gün içinde durup hissedilen duyguyu açmaya çalışmak ve bedendeki sinyalleri dinlemek küçük ama birikimli bir pratiktir, omuzdaki gerginliği, boğazdaki düğümü, midedeki kazıntıyı fark edip buna bir isim vermek zamanla iç sesin berraklaşmasına yardım eder. Sağlıklı yetişkin modu bugünkü ihtiyaçları fark eden, sınır koyabilen ve kendine şefkatle yaklaşabilen taraf olarak tarif edilir ve bu taraf her pratikte biraz güçlenir. Araştırmalar, şema terapi gibi erken dönem uyumsuz şemaları hedefleyen müdahalelerin, kişinin duygu düzenleme ve kişilerarası becerilerini geliştirmede yol gösterici olduğunu belirtiyor [3]. Ancak köklü hale gelmiş ve yıllarca tekrarlanan ilişki kalıplarına yerleşmiş örüntüler söz konusu olduğunda tek başına çaba yetmeyebilir ve bir uzmandan destek almak gerekebilir. Düzenli olarak aynı kavgayı yaşıyor, aynı ayrılık korkusuyla uyanıyor, fark etmenize rağmen döngüyü durduramıyorsanız, bir psikolog ile görüşmek anlamlı bir adım olur. Farkındalıkla hafiflemeyen köklü örüntülerde yalnızca bireysel çabayla yetinmeyip terapi desteğini gerekli görmek, pes etmek değil, kendinize ciddiyetle yaklaşmaktır. Bu süreçte danışan ile terapist arasında kurulan bağın kendisi de onarıcı bir rol taşır, çünkü tutarlı, öngörülebilir ve kabul edici terapötik ilişki daha önce deneyimlenmemiş bir bağ sunarak yeni güvenli bağlanma modelinin içselleştirilmesine yardımcı olabilir. İyileşmenin unutmak ya da affetmek sanılması bu yüzden yanıltıcıdır, çünkü siz geçmişi silemezsiniz, ama bugünkü ilişkilerde daha fazla söz sahibi olabilirsiniz. 124 çalışmayı bir araya getiren bir meta-analizde, güvensiz bağlanmanın çocuk ve ergenlerde depresyon belirtileriyle orta düzeyde ilişkili olduğu bulunmuş [2], bu bulgu erken yarayla çalışmanın bugünkü ilişkilerdeki ağırlığı hafifletebileceğini düşündürür.
Sık sorulan sorular
Baba terki psikolojik olarak yetişkinliği nasıl etkiler?
Baba terki, çocuklukta güvenli bağlanmayı zedeleyerek terk edilme şemasının oluşmasına yol açabilir. Yetişkinlikte bu, ilişkilerde aşırı yapışma, terk edilmekten korkma veya duygusal mesafe koyma olarak kendini gösterir.
Terk edilme şeması nedir ve nasıl anlaşılır?
Terk edilme şeması, kişinin sevdiği insanların onu bırakacağına dair köklü bir inanç ve korkudur. Bu şema, partner geç kaldığında panik atak yaşamak, sürekli güvence istemek veya ilişkiyi test etmek gibi davranışlarla kendini gösterir.
Baba terkinin izleriyle tek başına baş edilebilir mi?
Farkındalık ve küçük adımlar işe yarayabilir, ancak köklü şemaların değişimi çoğu zaman profesyonel destek gerektirir. Şema terapi veya bağlanma odaklı çalışmalar bu konuda etkili olabilir.
Baba terki olan biri güvenli bir ilişki kurabilir mi?
Evet, güvenli ilişki deneyimleri şemayı zayıflatabilir. Ancak bu, kişinin kendi tetikleyicilerini tanıması ve ilişkide ihtiyaçlarını açıkça ifade etmesiyle desteklenir.
Kaynakça
- Lukáč, J., & Popelková, M. (2020). The relationship between early maladaptive schemas and attachment. *Pomáhajúce profesie*, *3*(1), 5-19. https://doi.org/10.17846/pp.2020.3.1.5-19
- Spruit, A., Goos, L., Weenink, N., Rodenburg, R., Niemeyer, H., Stams, G. J., & Colonnesi, C. (2020). The relation between attachment and depression in children and adolescents: A multilevel meta-analysis. *Clinical Child and Family Psychology Review*, *23*(1), 54–69. https://doi.org/10.1007/s10567-019-00299-9
- Yılmazörnek, Z. E. (2019). *Erken dönem uyumsuz şemaların aleksitimi, duygusal zeka, duygusal farkındalık ve empati düzeyine etkilerinin incelenmesi* [Yüksek lisans tezi]. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi.
- Zheng, S., Stewart, J. G., Bagby, R. M., & Harkness, K. L. (2021). Specific early maladaptive schemas differentially mediate the relations of emotional and sexual maltreatment to recent life events in youth with depression. *Clinical Psychology & Psychotherapy*. Advance online publication. https://doi.org/10.1002/cpp.2681
Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.
Yorumlar (0)
İsimler gizlilik için kısaltılırYorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.
İlk yorumu siz yazın.
Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.