İçeriğe geç
Terapi & tedavi süreçleri

Çocuklarda Öfke ve Oyun Terapisi: Duygu Düzenleme

Çocuğunuz öfke patlamaları karşısında ne yapacağınızı bilemiyor musunuz? Öfkenin altındaki duygu düzenleme ihtiyacını ve oyun terapisini anlatıyoruz.

Yazan: Yavuz Emre Yavuz6 dk okuma

Bu yazıyı bitirdiğinizde öfke patlaması sırasında sakin kalmak ve çocuğunuzun duygusunu oyunla düzenlemesine eşlik etmek için somut adımları uygulayabileceksiniz. Çocuklarda duygu düzenleme kapasitesinin geç olgunlaştığını bilmek, patlamaya verdiğiniz anlamı değiştirir.

Öfke bir kusur değildir. Bir sinyaldir. Bedenle konuşur. Siz sakin kaldıkça çocuk da sakinliği öğrenir. Oyun bu öğrenmenin dilidir. Bu yazı patlamayı okumanıza ve eşlik etmenize yardım eder.

Çocuklarda öfke nöbeti birikmiş duygunun bedenle taşmasıdır

Çocuklarda öfke nöbeti çoğu zaman son damlayla taşar. Bardak daha önce dolar. Tetikleyici küçük görünür. Tepki büyük olur. Tetikleyici ile patlamanın şiddeti arasındaki uyumsuzluk, asıl meselenin birikmiş duygular olduğuna işaret eder.

Çocuklarda duygu düzenleme kapasitesi gelişimsel olarak geç olgunlaşır. Duygu düzenlemeden sorumlu beyin bölümleri erken dönemde ayrıntılı işlemeden çok kaba tepki verir. Çocuk duyguyu incelikle ayırt edemez. Ya hep ya hiç yaşar. Adlandıramadığı duyguyla baş edemeyen çocuk duyguyu beden yoluyla boşaltır.

Patlamaların altında çoğunlukla birikmiş hayal kırıklığı, ifade edilememiş haksızlık hissi, baş edilememiş kaygı, yorgunluk ya da açlık yatar. Dil gelişimi bedensel sinyalleri evcilleştirecek düzeye ulaşmadığında yoğun tepki çocuğun elinde kalan son iletişim aracı olabilir. Çocuk vurur. Bağırır. Yere atar kendini. Bu davranış onaylanmaz. Ama anlaşılır. Davranış sınır ister. Duygu kabul ister.

Siz önce kendi alarmınızı fark edin. Kalp hızlanır. Çene sıkılır. Eller gerilir. Nefes daralır. Durun. Bu alarm size aittir. Kendinize sorun: Ben şu an onun öfkesinden mi korkuyorum, yoksa kendi kontrolü kaybetme ihtimalimden mi? Cevap dürüst olsun. Korku kontrolü çağırır. Kontrol bağırmayı çağırır. Bağırma patlamayı büyütür. Kurgusal bir örnek akşam yemeğinden önce istenen yiyeceğe konan sınır sonrası ağlayıp tekmelemedir. Çocuk açtır. Yorgundur. Gün boyu birikmiştir. Sınır son damladır. Mesele yiyecek değildir. Mesele taşan bardaktır.

Çocuklarda duygu düzenleme önce birlikte düzenleme ile kurulur

Çocuklarda duygu düzenleme yalnız kurulmaz. Önce birlikte düzenleme ile kurulur. Birlikte düzenleme çocuğun duygusunu yetişkinin adlandırması, sınırı sevecenlikle koyması ve kabul etmesiyle gerçekleşen dıştan desteklenen düzenleme. Çocuk yoğun duygu boşaltırken ebeveynin yüzünü, ses tonunu ve beden duruşunu tarar. Yüz serttir ya da yumuşaktır. Ses tizdir ya da sakindir. Beden gergindir ya da gevşektir. Çocuk bu veriyi okur. Ona göre ya kapanır ya açılır.

Ebeveynin nefesini yavaşlatıp bedenini gevşetmesi çocuğun sinir sisteminin uyumlanmasına yardımcı olur. Nefesi yavaşlatın. Omuzları indirin. Dizleri bükün. Boyu küçültün. Göz hizası yakın olsun. Beden mesaj verir. Tehlike yok der. Çocukların duygu düzenlemesi başlangıçta yetişkinin duyguyu adlandırması, sınırı sevecenlikle koyması ve kabul etmesiyle mümkün olan birlikte düzenlemeye dayanır. Ad koyun. Sınır koyun. Kabul edin. Üçü aynı anda olur.

Şu an çok öfkelisin, buradayım türünde varlıkla eşlik eden cümle kurmak işe yarar. Cümle kısa olsun. Ses düşük olsun. Tempo yavaş olsun. Kendine ya da çevreye zarar veren davranışa tehdit içermeyen fiziksel çerçeve sunmak gerekir. Kendine ya da etrafa vurmaya izin vermemek nettir. Vurmayı engelleyin. Sıkıca tutmayın. Sarsmayın. Tehdit etmeyin. Eli tutun. Yastığı araya koyun. Alanı daraltın. Sakin kalın.

Nöbet geçtikten sonra neden abarttın demeden gözlem cümlesi kurmak onarır. Yerde uzun süre ağladın deyin. Sesin çok yükseldi deyin. Sonra sustun deyin. Yorum eklemeyin. Ders çıkarmayın. Konuşmak isteyip istemediğini zorlamadan kabul hissettirmek yeter. İstersen anlat deyin. İstemezsen beklerim deyin. Yetişkinin tekrar eden sakin eşliği zamanla çocuğun iç sesine dönüşür. Çocuk önce dış sesi duyar. Sonra iç ses olur. Önce siz söylersiniz. Sonra o söyler. Önce siz sakinleşirsiniz. Sonra o sakinleşir.

Evde süregiden değersizleştirme, sürekli bağırma ya da tutarsız disiplin çocuğun öfkesini besleyebilir. Kabul görmeyen duygu ev dışında okul, arkadaşlık ya da iç dünya gibi alanlara taşınabilir. Evde süregiden değersizleştirme, sürekli bağırma ya da tutarsız disiplin varsa yalnızca çocuk odaklı destekle yetinmeyip ebeveyn olarak destek almak gerekir. Bu zayıflık değildir. Sorumluluktur.

Oyun terapisi çocuğun öfkesini sahnede görünür kılar

Oyun terapisi anlatılamayanı görünür yapar. Oyun çocuğun doğal anadili, oyuncaklar da sözcükleri işlevi görür. Çocuk konuşmaz. Oynar. Oyun terapisinde çocuk iç dünyasını sahneye koyar ve öfke, kaygı ya da çaresizlik oyundaki imgelere dönüşür. Askerler savaşır. Kukla cezalandırılır. Bebek azarlanır. Öğretmen bağırır. Araba çarpar. Kule yıkılır.

Terapist bu sahnelerin karşısında yorum yapmadan, düzeltmeden ya da oyunu kesmeden yanında kalır. Terapist oyun sahnelerini yorumlamadan, düzeltmeden ya da durdurmadan eşlik eder. Nötr ve kabul edici bakış, çocuğun karmaşaya dışarıdan bakmasını ve duyguyu dönüştürülebilir malzeme olarak görmesini kolaylaştırır. Çocuk öfkeyi yaşar. Aynı anda izler. İzlemek mesafe yaratır. Mesafe düzenleme yaratır.

Çocuk merkezli yaklaşımda terapist az yönlendirir, koşulsuz kabul gösterir ve acele ettirmez. Çocuk merkezli yaklaşımda terapistin en kritik aracı, "öyle yapılmaz" dememek, yargılamamak ve çocukla eşit göz hizasında kalabilmek [3]. Terapist çocuğun oyunundaki simgesel dili çözer, o öfkenin hangi kişiye, hangi olaya ya da hangi sıkışmış duruma ait olduğunu fark etmesine yardım eder. Yıkıcı olmadığı sürece duyguların çiğ haline izin verilmesi, çocuğun içsel yoğunluğu tanımasına ve şiddetini azaltmasına yardımcı olur. Çocuk bağırır oyunda. Vurur oyunda. Yıkar oyunda. Gerçekte kimse zarar görmez. Duygu boşalır. Beden rahatlar.

Bazen öfkenin altında donmuş bir anı ya da küçük bir travma katmanı bulunabilir ve böyle durumlarda beden ve duygu odaklı yaklaşımlar oyun terapisini destekleyici biçimde devreye girebilir. Oyun terapisi çocuğun iç dünyasına pencere açan, anlatamadıklarını oyun sahnesinde ortaya koymasına dayanan yavaş ve sakin süreçtir. Bir araştırmada, oyun terapisinde özellikle içselleştirilmiş (kaygı, üzüntü) ve dışsallaştırılmış (öfke, vurma) davranış problemlerinde belirgin bir iyileşme sağladığı rapor edilmiş [2]. Bir meta-analizde, çeşitli duygusal ve davranışsal problemler için genel etki büyüklüğü d=0.80 gibi güçlü bir düzeyde bulunmuş [2]. Evet, bir meta-analiz Çocuk Merkezli Oyun Terapisi'nin kaygı üzerindeki toplam etkisini Cohen d=1.026 gibi büyük bir değerle gösteriyor [2]. Ülkemizdeki çalışmalar, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi'nin aileyle kurduğu esnek fakat net sınırları olan ilişkiyi vurgular [3].

Eğer çocuğunuz bir uzmandan destek alıyorsa, terapistin ebeveyn görüşmelerinde söylediği şeylere kulak verin. Oyun odasının gizliliğine saygı göstermek ve süreci sorgulayan sorulardan kaçınmak önemlidir. Bugün ne oynadın diye sormayın. Bana da anlat diye zorlamayın. Profesyonel terapiyi evde taklit etmeye çalışmamak gerekir. Ev evdir. Terapi odası ayrıdır. Siz terapist olmayın. Eşlikçi olun.

Özel oyun zamanı ve öfke anında ebeveyn tutumu evde aynı sakinliği kurar

Özel oyun zamanı evde düzenlemenin provasıdır. Telefonların kapandığı, çocuğun seçtiği oyuna odaklanılan, kuralları çocuğun koyduğu ve yetişkinin yalnızca yansıttığı zaman dilimi olarak tanımlanır. öfke anında ebeveyn tutumu da aynı sakinliği ister. Biri oyundadır. Biri krizdedir. İkisi de eşlik ister.

Telefonlar kapalıyken çocuğun liderliğinde özel oyun zamanı ayırmak bağ kurar. On dakika yeter. Her gün olsun. Aynı saat olsun. Çocuk seçsin. Siz izleyin. Yansıtma müdahale, düzeltme ve eleştiriden uzak biçimde çocuğun oyundaki eylem ve duygusunu aynalar gibi sözle geri vermedir. Oyunda yalnızca yansıtmak ve müdahale, düzeltme ve eleştiriden uzak durmak esastır. Kırmızı arabayı hızlı sürdün deyin. Bebek çok kızmış deyin. Nokta koyun. Düzeltmeyin.

Test edici oyun sahnelerinde onaylamadan ya da kınamadan anlamak için rolde kalmak gerekir. Çocuk oyunda oyuncak silah doğrultabilir. Bebeği azarlayabilir. Sizi dışarıda bırakabilir. Rolde kalın. Oyunu bozmayın. Ahlak dersi vermeyin. Oyunun doğallığını bozan ders verme cümlelerinden kaçınmak gerekir. Gördün mü bak böyle olmalı demeyin. Gerçekte de böyle yapmalısın demeyin. Oyun oyundur. Mesaj kaygısı oyunu öldürür.

Kriz ve oyun birbirine benzer. İkisi de kontrol istemez. İkisi de kabul ister. Kısa bir liste evde işinizi kolaylaştırır:

  • Günde on dakika kesintisiz zaman ayırın.
  • Oyunu çocuk yönetsin, siz anlatın.
  • Düzeltmeyi ve övmeyi azaltın, gözlemi artırın.
  • Krizde bedeni küçültün, sesi alçaltın.
  • Nöbet sonrası kısa cümleyle kapatın.

Öfke haftalarca yoğun sürüyorsa destek düşünün. Kendine zarar verme varsa beklemeyin. Okul ve arkadaşlık bozulduysa izleyin. Evde bağırma ve ceza arttıysa durun. Bu durumlarda bir psikolog, bir psikiyatrist ya da bir psikolojik danışman ile görüşmek anlamlı olur. Erken görüşme yol haritası verir. Danışan olarak çocuğunuzun ihtiyacı netleşir. Aile olarak sizin yükünüz hafifler. Tanı ya da ilaç kararı yalnızca ilgili uzmanın alanıdır. Siz gözlem verin. Süreci paylaşın.

Bugün telefonlar kapalıyken on dakika çocuğun seçtiği oyunu yalnızca yansıtarak eşlik etmek iyi bir başlangıç olur.

Sık sorulan sorular

Oyun terapisi öfke sorunlarında nasıl bir yol izler?

Çocuğa yönlendirme yapmadan, koşulsuz kabul ortamı sunarak öfke, korku gibi duygularını oyuncaklar aracılığıyla ifade etmesini sağlar. Zamanla bu duyguları anlamlandırmayı ve düzenlemeyi öğrenir.

Çocuğum terapiye gitmek istemiyor, onu nasıl hazırlayabilirim?

Oyun odasını bir ceza ya da sorun yeri gibi değil, 'kendine ait özel bir oyun alanı' olarak tanımlayın. İlk ziyarette zorlanırsa direnci saygıyla karşılayın; terapist zaten bu süreci yönetecek donanıma sahiptir.

Öfkenin altında yatan asıl nedenleri nasıl ayırt edebilirim?

Ani bir yasaklama veya fiziksel ihtiyaç açlık, yorgunluk öfkeyi tetiklese de, sürekli ve yoğun patlamalar genellikle dile gelmemiş hayal kırıklığı, kaygı veya üzüntünün işaretidir. Oyun terapisinde bu duygular sembolik olarak su yüzüne çıkar.

Oyun terapisi için ideal yaş aralığı nedir?

Genellikle 4 ile 10 yaş arası yoğunlukla kullanılır; ancak duygusal olgunluğun geciktiği durumlarda 16 yaşına kadar uyarlanabilir. Ülkemizde yapılan çalışmalar en çok bu yaş gruplarıyla yürütülmüştür.

Kaynakça

  1. Türe, E., & Barut, Y. (2020). Türkiye'de yapılan oyun terapisi çalışmalarının incelenmesi. *Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi*, *4*(8), 127-138.
  2. Sertkaya, B., & Ulusoy Doğmuş, Y. (2024). An examination of studies focusing on child-centered play therapy by document analysis. *e-Kafkas Journal of Educational Research, 11*, 469-490. https://doi.org/10.30900/kafkasegt.1293130
  3. Ayna, Y. E., & Üstekidağ Ayna, H. (2017). Çocuk merkezli oyun terapisi ile deneyimsel oyun terapisinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi. *Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi*, *9*(19), 212-220.

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.