Cinsel İsteksizlik: Psikolojik Nedenleri ve Çözüm Yolları
Cinsel isteksizlik neden olur? Bir klinik psikolog gözünden, altta yatan psikolojik nedenler ve bilimsel olarak kanıtlanmış güncel tedavi yöntemleri.
"İstek kendiliğinden gelmeli, gelmiyorsa ya partneri istemiyorsunuz ya da sizde bir bozukluk var." Bu cümle kulağa tanıdık geliyorsa siz yalnız değilsiniz, ama bu ölçü yanlıştır. Uzun süreli ilişkilerde istek çoğu zaman bekleyerek değil temas ederek bulunur.
Cinsel isteksizlik ifadesi çoğu zaman yatak odasında başlayan bir soğuma gibi anlatılır, oysa bu anlatı sorunun hem sınırını bulanıklaştırır hem de çözümünü geciktirir. Klinik anlamda bir cinsel isteksizlik bozukluğundan söz etmek için, bu durumun genellikle en az altı ay sürmesi ve kişide belirgin bir sıkıntı yaratması gerek [1, 6]. Birkaç haftalık yorgunluk, stresli bir dönem ya da hormonal bir dalgalanma ile aynı cümlede anılmaması gereken bu sınır, sizde bir arıza olduğu hissini biraz olsun gevşetebilir mi? Kaçınma döngüsüne giren istek kendiliğinden geçmez, zorlayıcı ve başarısız denemeler kaçınmayı pekiştirir. Yani isteksizlikten kaçtıkça dokunmaktan uzaklaşırsınız, dokunmaktan uzaklaştıkça istek için gerekli duygusal zemin kurur, zemin kurudukça bir sonraki deneme daha gergin geçer. Döngüyü kırmak için önce adını doğru koymak gerekir: burada söz konusu olan şey kişisel bir yetersizlik değil, freni güçlenmiş bir denge sorunudur.
"İstek Kendiliğinden Gelmeli, Yoksa Çekim Bitmiştir"
Peki spontan istek nedir ve uzun süreli ilişkilerde neden ilk yıllardaki gibi kendiliğinden gelmez. Kontrol dışında kendiliğinden beliren, içte kıpırtı yaratan dürtü biçimi olarak tanımlanan spontan istek, filmlerin ve ilk flört dönemlerinin parlatıp öne çıkardığı bir modeldir. Bu model yaygınlaşır, çünkü zihnimiz arzuyu hep başlangıçtaki haliyle hatırlar; yenilik, merak ve kavuşma heyecanı varken kendiliğinden gelen şeyi, ilişkinin doğal standardı sanırız. Oysa uzun süreli ilişkilerde istek çoğunlukla önce kurulan fiziksel ve duygusal yakınlığın içinde sonradan belirir. Önce bir dokunuşla, bir öpücükle, duygusal bir yakınlık anıyla başlar; istek sonradan, o fiziksel ve duygusal temasın içinde belirir [1]. Bu ikinci biçime verilen ad, tepkisel istektir ve bozukluk değil, olgun ilişkilerde sık görülen bir işleyiştir.
Cinsel istek, yakınlaşmaya iten uyarıcı süreçler ile baskılayan stres ve olumsuz yorum süreçleri arasındaki dengenin sonucudur. Gaz ve fren metaforuyla düşünürseniz, bir yanda şefkat, çekim, oyun ve merak gaza basarken öte yanda yorgunluk, kaygı ve eleştirel iç sesler frene yüklenir. Buna bir de gündelik hayatın yükleri eklendiğinde, o ilk kıvılcımı yakacak duygusal alan iyice daralıyor. 31.581 kadını kapsayan geniş bir çalışma, kadınların %37.7'sinin düşük cinsel istek bildirdiğini ortaya koydu [1]. Bu oran, sizin yaşadığınız durgunluğun nadir bir istisna olmadığını düşündürmüyor mu? Öte yandan serotonin, stres hormonları ve zihninizin olumsuz yorumları aynı merkezlere adeta bir yaylım ateşi açıp frene asılıyor [2]. Erotik düşünce eksikliği, erkeklerde cinsel isteği yordayan en güçlü psikolojik faktör olarak bulunmuş [4]. Zihnin erotik senaryo kurmayı bırakması bedenin de isteksizlikle onu izlemesine yol açar. Başka bir deyişle, fantezi kurmayan, bedenini hayalinde arzulamayan, partneriyle ilgili erotik anıları çağırmayan bir zihin, bedenden de ateş bekleyemez.
Burada yerine konacak şey suçluluk değil meraktır. Katı cinsel senaryoları sorgulayıp isteğin hangi koşullarda ortaya çıktığını keşfederek kişisel bir arzu haritası çıkarabilirsiniz. Hangi saatte, hangi tür temasla, hangi duygusal iklimde bedeniniz biraz daha ısınıyor? Sabahın koşturması mı, gece yarısının yorgunluğu mu freni büyütüyor? Uzun bir sarılma mı, birlikte gülmek mi, gün içinde gelen tek bir özenli mesaj mı gazı artırıyor? Bu sorulara dürüst yanıtlar vermek, isteği beklenen bir misafir olmaktan çıkarıp birlikte hazırlanan bir sofraya dönüştürür.
"Kadınlar Her Zaman Hazır, Erkekler Her Zaman İstekli Olmalı"
Tepkisel istek nedir sorusu, cinsiyetlere yapıştırılan hazır olma etiketlerini de boşa çıkarır mı? Önce dokunuş, öpücük ya da duygusal yakınlıkla başlayıp fiziksel ve duygusal temasın içinde sonradan beliren istek biçimi olarak tanımlanan tepkisel istek, ne kadınlara ne erkeklere özgüdür; koşulları oluştuğunda herkeste belirebilir. Kadınların her zaman hazır olması ve erkeklerin her zaman istekli olması gerektiği ile iyi cinselliğin kendiliğinden olduğu inanışı, bu yüzden hem gerçek dışıdır hem de yükleyicidir. Bu inanış yayılır, çünkü popüler kültür kadın arzusunu gizemli ve pasif, erkek arzusunu ise sürekli ve otomatik gösterir. Gerçek hayatın yorgunluğu, ebeveynliği ve duygusal dalgalanmaları bu tabloda kendine yer bulamaz.
Depresyon ve kronik stres, ruhsal enerji tükenirken hazza ve yakınlığa dair motivasyonu da söndürür. Cinsel isteksizlikle kliniğe başvuran kadınların %34'ünde eş zamanlı depresif belirtiler tespit edilmiş [1]. Bu sayı, isteksizliği karakter sorunu gibi görmenin ne kadar yanıltıcı olduğunu anlatır. Zihin karardığında beden de kararır, dokunulmak bile fazla gelebilir. Partnere duyulan cinsel istekteki uyuşmazlık, kadınlarda isteğin varyansının %37'sini yorduyor [4]. Yani mesele çoğu zaman sizin ne kadar çekici olduğunuz değil, iki kişinin tempo farkıdır. Kadınların yakınlık ve duygusal bağ odaklı, erkeklerin ise daha orgazm ve performans odaklı bir istek profili çizdiğini gösteren çalışmalar var [4]. Bu farklı profiller buluşamadığında, biri duygusal sohbet beklerken diğeri fiziksel kanıt bekler ve ikisi de görülmediğini hisseder.
Kadınlarda isteksizlik çoğunlukla söylenmemiş kırgınlık, zihinsel yük ve ilişki içinde hissedilenlerle iç içedir. Doğum yapmış kadınların %41 ile %83'ü ilk aylarda cinsel işlev sorunları yaşıyor [5, 6]. Uykusuz geceler, emzirme temposu, bedenin değişimi ve evdeki görünmez emeğin tek kişiye yığılması, arzunun değil tahammülün sınandığı bir dönem yaratır. Bu dönemde kendinizi yetersiz hissetmeniz, partnerinizi de dışlanmış hissettirebilir. Acaba sorun yatakta değil, günün geri kalanında bölüşülmeyen yükte olabilir mi? Tıkanıklık sürdüğünde psikoterapi ve çift terapisi gibi profesyonel bir destek almak, bu yükü iki kişinin taşıyabileceği parçalara bölmeye yardımcı olabilir.
"İsteksizlik Yalnızca Yatak Odasının Sorunudur ve Konuşmadan Düzelir"
İsteksizlikte iletişim nasıl olmalı sorusunu sormadan, sessizliği iyi niyetle büyütmek mümkün mü? İsteksizliğin yalnızca yatak odasındaki bir sorundan kaynaklandığı ve görmezden gelinirse kendiliğinden düzeleceği inanışı, konuşmayı erteleyerek rahatlama umar. Bu inanış yayılır, çünkü cinsellik hakkında konuşmak çoğumuza mahremiyetin ihlali gibi öğretilmiştir; susmak saygı, beklemek sabır sanılır. Oysa cinsellik yalnızca yatak odasında olup bitmez, gün içindeki ilgi ve iletişim tonuyla oraya taşınır. Sabahın acele vedası, akşamın yorgun selamı, gün içinde sorulmayan tek bir nasılsın, geceye sessizce sızar.
Gece salonda televizyon karşısında otururken yatak odasındaki partnere yaklaşmak isteyip ne söyleyeceğini ve ne hissedeceğini bilememe sahnesi, uydurulmuş bir örnek olarak düşünülürse, iki kişinin aynı evde farklı filmler izlediğini gösterir. Biri reddedilmekten korkar, diğeri borçlu hissetmekten yorulur. Suçlayıcı sorular karşı tarafı savunmaya iter ve konuşmayı olanaksız hale getirir. Beni artık istemiyor musun, sorun bende mi, sen de mi soğudun gibi cümleler, kapıyı aralamak yerine kilitler. Çift terapisi yatak odasındaki sessizliğin ilişkinin diğer alanlarında neyle beslendiğini görmeyi amaçlar. Performans kaygısı bedensel stres tepkisini tetikler ve korkulan sonucun gerçekleşmesiyle isteği ortadan kaldıran bir döngü oluşturur. Penetrasyon ve orgazm odaklı cinsellik anlayışı en ufak dokunuşu bile performans baskısına dönüştürür. Sarılmak bile bir yere varmak zorunda hissedildiğinde, beden kendini korumaya alır.
Yerine konacak şey suçlama içermeyen bir dildir ve bunun için üç küçük adım işe yarayabilir:
- suçlama içermeyen ben diliyle bedendeki durgunluğu ve tıkanıklığı partnerle paylaşmak,
- konuşma için yatak odası ve gerilim anı dışında nötr ve sakin bir zaman seçmek, kısa bir yürüyüş ya da çay saati gibi,
- cinselliğin tanımını genişletip hiçbir yere varmak zorunda olmayan giyinik temas ve sarılma denemek.
Akut bir tartışmanın ortasında, gözyaşları ve yüksek ses varken analitik bir konuşmaya girmeye çalışmamak, o an güvenlikte ve bağlantıda kalmaya odaklanmak daha koruyucudur. İyileşmeyi bir gecede beklememek ve sonuç odaklı baskı kurmamak da onarımın parçasıdır. Temasın amacı orgazm değil güven olduğunda, beden yeniden meraklanmaya başlar.
"Görmezden Gelirsen İstek Kendiliğinden Düzelir, İyi Cinsellik Kendiliğinden Olur"
Performans kaygısı ve istek kaybı ifadesi bir araya geldiğinde, zihninizin o an nerede olduğunu fark ettiniz mi? İstek kaybı yaşayan kişilerin zihni cinsellik sırasında kaygı ve günlük düşüncelerle dolar ve bu dikkat dağınıklığı hazzı engeller. Beden buradadır, zihin yapılacaklar listesinde, çocukların okul mesajında ya da ya olmazsa korkusundadır. Bu dağınıklık hazza yer bırakmaz, haz olmayınca istek de uyanmaz. İyi cinselliğin kendiliğinden olduğu inanışı burada yeniden sahneye çıkar, çünkü çaba gerektiğinde insanlar kendilerini yetersiz sanır. Oysa dikkat de bir kas gibidir, çalıştıkça güçlenir.
Farkındalık temelli cinsel terapi, cinsel aktivite sırasında dağılan zihinsel dikkati fark edip yargılamadan bedendeki fiziksel duyuma döndürme pratiği olarak tanımlanır. Araştırmalar, bu yaklaşımın dikkat süresini ve haz odaklı duyumları iyileştirdiğini, böylece cinsel isteğin önündeki ketlenmeyi azalttığını gösteriyor [2, 7, 8]. Zihin dağıldığını fark edip yargılamadan dikkati bedensel duyuma döndürmek, ilk anda basit bir egzersiz gibi görünür; nefese, tenin sıcaklığına, dokunun ritmine dönmek, performansı izleyen iç eleştirmenin sesini kısar. Bilişsel davranışçı terapi olarak bilinen yaklaşım ise frene basan zihinsel sesleri ve kaçınmayı besleyen katı düşünce kalıplarını tespit edip esnetmeyi öğretir. Gerçek dışı beklentileri, "ya başaramazsam" gibi felaket senaryolarını ve cinsel aktiviteden kaçınmayı besleyen düşünce kalıplarını hedef alıyor [8]. Sistematik derlemeler, BDT'nin kadın cinsel işlev bozuklukları üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor [7].
İlaç seçenekleri de konuşulur, ama ihtiyatla. Premenopozal kadınlarda düşük cinsel istek için onaylı olan flibanserin ile yapılan çalışmalarda, kadınların yaklaşık yarısında cinsel istek düzeyinde ve tatmin edici cinsel olay sayısında anlamlı bir artış görülmüş [2]. Postmenopozal kadınlarda ise transdermal testosteronun, plaseboya kıyasla cinsel isteği artırdığı ve buna bağlı sıkıntıyı azalttığı gösterilmiş [3]. Bu bulgular umut verici görünse de ilaç uygunluğu ve olası yan etkiler için hekim değerlendirmesi olmadan hareket etmemek gerekir. Yazıdaki bilgiler tıbbi bir tavsiye yerine geçmez, yalnızca pencere açar.
Aylar süren bir isteksizlik, belirgin bir sıkıntı, depresif duygu durumu ya da ilişkide büyüyen bir uzaklaşma varsa bir uzmandan görüş almak anlamlı olabilir. Böyle bir adım, ne başarısızlık sayılmalı ne de son çare gibi görülmeli; çoğu zaman tıkanan diyaloğu yeniden kuran bir destektir. Çift çalışması bu konuyu tek kişinin kusuru değil iki kişinin ortak meselesi sayarak ele alır. Tıkanıklık sürdüğünde psikoterapi ve çift terapisi gibi profesyonel bir destek almak, fren ve gaz dengesini birlikte ayarlamayı kolaylaştırır.
İstek kendiliğinden gelmeli cümlesi ilk duyulduğunda bir hüküm gibi duruyordu, şimdi aynı cümleyi temasla büyüyen ve değerle yönelen bir isteğe çevirmek mümkün mü? Uzun süreli ilişkilerde arzu çoğu zaman kapıyı kendisi çalmaz, kapıyı birlikte araladığınızda içeri sızar. Siz bedeninizin dilini merak ettikçe, partnerinizin yükünü gördükçe ve konuşmayı suçtan arındırdıkça, soğuma sandığınız şeyin aslında yorgun bir denge arayışı olduğunu fark edersiniz. Belki soru istemiyorum mu değil, hangi koşullarda isteyebilirim olacaktır.
Sık sorulan sorular
Cinsel isteksizlik neden olur?
Cinsel isteksizlik tek bir nedene bağlı değildir. Depresyon, kronik stres, ilişki çatışmaları, hormonal dalgalanmalar, geçmiş travmalar veya beynin uyarıcı ve engelleyici sistemleri arasındaki bir dengesizlikten kaynaklanabilir. Her bireyin tetikleyicileri farklıdır ve genellikle birkaç faktör bir arada rol oynar.
Cinsel isteksizlik ne kadar sürerse sorun olur?
Geçici istek dalgalanmaları hayatın normal bir parçasıdır. Uzmanlar, cinsel isteksizliğin en az altı aydır sürmesi, kişide belirgin bir sıkıntı yaratması ve başka bir rahatsızlıkla açıklanamaması durumunda klinik bir durumdan söz ederler. Sürekli ve rahatsız edici bir hal aldıysa değerlendirme için uygun bir zamandır.
Cinsel isteksizlik tedavi edilebilir mi?
Evet, birçok yöntem etkilidir. Bilişsel davranışçı terapi, farkındalık temelli cinsel terapi ve çift terapisinin semptom şiddetini azalttığı kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Bazı durumlarda hekiminiz tıbbi seçenekleri değerlendirebilir. İyileşme mümkündür ancak acele etmemek ve altta yatan nedenleri anlamak gerekir.
Partnerime isteksizliğimi nasıl anlatabilirim?
Suçlayıcı veya 'sen' ile başlayan cümlelerden kaçınarak, kendi deneyiminize odaklanın. 'Son zamanlarda kendimi tuhaf hissediyorum, sanki içimde bir şeyler durdu ve bunu seninle paylaşmak istedim' gibi bir başlangıç, eşinizin savunmaya geçmesini engeller ve çözüm için ilk adımı atar.
Kaynakça
- Clayton, A. H., Goldstein, I., Kim, N. N., Althof, S. E., Faubion, S. S., Faught, B. M., Parish, S. J., Simon, J. A., Vignozzi, L., Christiansen, K., Davis, S. R., Freedman, M. A., Kingsberg, S. A., Kirana, P.-S., Larkin, L., McCabe, M., & Sadovsky, R. (2018). The International Society for the Study of Women's Sexual Health process of care for management of hypoactive sexual desire disorder in women. *Mayo Clinic Proceedings*, *93*(4), 467–487. https://doi.org/10.1016/j.mayocp.2017.11.002
- Kingsberg, S. A., & Simon, J. A. (2020). Female hypoactive sexual desire disorder: A practical guide to causes, clinical diagnosis, and treatment. *Journal of Women's Health*, *29*(8), 1–12. https://doi.org/10.1089/jwh.2019.7865
- Parish, S. J., Simon, J. A., Davis, S. R., Giraldi, A., Goldstein, I., Goldstein, S. W., Kim, N. N., Kingsberg, S. A., Morgentaler, A., Nappi, R. E., Park, K., Stuenkel, C. A., Traish, A. M., & Vignozzi, L. (2021). International Society for the Study of Women's Sexual Health clinical practice guideline: Testosterone therapy for hypoactive sexual desire disorder in women. *The Journal of Sexual Medicine*, *18*(6), 1107–1143. https://doi.org/10.1016/j.jsxm.2021.03.008
- Nimbi, F. M., Tripodi, F., Rossi, R., Navarro-Cremades, F., & Simonelli, C. (2019). Male sexual desire: An overview of biological, psychological, sexual, relational, and cultural factors influencing desire. *Sexual Medicine Reviews*, *7*(1), 1–33. https://doi.org/10.1016/j.sxmr.2018.12.002
- Bilgi, K., & Bilge, Ç. (2021). Postpartum dönemin görünmeyen yüzü: Cinsel işlev bozukluğu. *Karya Journal of Health Science*, *2*(3), 88–92. https://doi.org/10.52831/kjhs.845668
- Zeren, F., & Özerdoğan, N. (2018). Postpartum dönemde cinselliği etkileyen faktörler. *Turkiye Klinikleri Journal of Nursing Sciences*, *10*(4), 354–362. https://doi.org/10.5336/nurses.2018-60476
- Bekmezci, E. ve Meram, H. E. (2020). Kadın cinsel işlev bozukluğu yönetiminde güncel yaklaşımlar ve kanıt temelli uygulamalar. *Androloji Bülteni*, *22*(3), 233–237. https://doi.org/10.24898/tandro.2020.44977
- Bayoglu Tekin, Y., & Baki Erin, K. (2020). Hipoaktif cinsel istek bozukluğunun yönetimi. *Türk Kadın Sağlığı ve Neonatoloji Dergisi*, *2*(4), 133-139. https://doi.org/10.46969/etlikzubeyde.736664
Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.
Yorumlar (0)
İsimler gizlilik için kısaltılırYorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.
İlk yorumu siz yazın.
Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.