Cinsellik: Konuşulamayan Duyguların Bedensel Aynası
Yatak odasındaki suskunluğun altında ne var? Duygusal farkındalık, yakınlık korkusu ve işlenmemiş hislerin cinsel yaşam üzerindeki etkilerine dair sıcak bir rehber.
Siz de aranızdaki soğukluğun cinsellikten değil de konuşulmamış duygulardan kaynaklanabileceğini düşündünüz mü? Gündelik hayatta adı konmamış gerginlikler birikince bedenin kendini kapatması şaşırtıcı değildir. Bu yazı suskunluğun kaynağına birlikte bakmayı öneriyor.
Cinsellik konuşulamayan duyguların aynası olarak savunmalar inince ortaya çıkar
Cinsellik, sözsüz konuşan bir dil gibi zihnin sustuğu yerde beden aracılığıyla ifade bulur. Gün içinde ertelenen kırgınlık, söylenmeden yutulan öfke ya da tarifi yapılamayan bir hayal kırıklığı akşam olup ışıklar söndüğünde ortadan kalkmaz, yalnızca şekil değiştirir ve dokunuşa verilen tepkiyle kendini belli eder. Duygusal tıkanıklık, savunmaların indiği en savunmasız alan olduğu için kendini yatak odasında gösterebilir. Gündüzleri nezaketle, işle, sorumluluklarla oyalanan zihin geceleyin savunmasız kalır, beden ise o günün yükünü taşır.
İşlenmemiş stres ve hayal kırıklığı birikerek zihinde sürekli bir arka plan gürültüsü oluşturur ve kendini partnere bırakmayı engeller. Sabahki acele vedalaşma, öğlen gelen kısa mesajdaki soğuk ton, akşam yemeğinde konuşulmadan geçiştirilen bir konu üst üste eklenir, yatak odasına gelindiğinde ise ortada tek bir neden yokmuş gibi görünür. Bastırılan duygu başka kılıklarla geri döner ve cinsellikteki isteksizlik durup altta yatana bakmaya çağırır. Bu çağrıyı bir arıza olarak değil, bir davet olarak görmek bakışı değiştirir.
Bu aynayı okumak için denenecek iki adım yardımcı olabilir:
- Olayı odanın dışına taşıyın. Yatak odasında olup biteni yatak odasının dışına taşımak ve tıkanıklığın haritası için gündelik duygu anlarına bakmak işe yarar. Son bir haftada sesinizin yükseldiği, sustuğunuz ya da içinize attığınız anları bir kağıda not edin, cinsellikten uzaklaştığınız anlarla yan yana koyun.
- Gürültüyü adlandırın. Arka plan gürültüsünü fark ettiğinizde kendinize sessizce sorun, bugün içimde yarım kalan ne var, bu his kime ve hangi ana ait. Kurgu bir örnek olarak, tartışmadan ama bakışmadan geçen bir akşamın ardından aynı yatakta arada duvar hissetmek verilebilir, bu duvar çoğu zaman o akşamın sessizliğinden örülmüştür.
Aleksitimi ve cinsel isteksizlik şimdiki anda kalamamakla büyür
Duyguları ifade edememek cinselliği nasıl etkiler sorusu, çoğu zaman isteksizliğin kapısını aralayan ilk sorudur. Aleksitimi, duyguları tanıma, adlandırma ve söze dökme güçlüğü olarak tanımlanır ve kişi ne hissettiğini bilemediğinde bedensel yakınlık da yönünü kaybeder. Kronik fiziksel rahatsızlığı olan bireylerle yapılan bir araştırma net: aleksitimi düzeyi yükseldikçe cinsel istek, uyarılma ve doyum belirgin biçimde azalıyor [1]. Aynı çalışmada katılımcıların yüzde 80'inden fazlası cinsel istekte düşüş bildirmiş. Bu tablo, duyguyla bağ zayıfladıkça arzunun da sessizleşebileceğini düşündürür.
Aleksitimi düzeyi yüksek bireylerde duygu düzenleme mekanizması da zayıflar [1]. Duygu düzenlenemediğinde sinir sistemi ya taşmaya ya da kapanmaya eğilim gösterir, iki durumda da tensel temasın gerektirdiği gevşeklik ve açıklık zorlaşır. Duygularla bağ koptuğunda zihin geçmiş kırgınlığa takılır ya da gelecek kaygısına sıçrar, bu yüzden kişi şimdiki anda kalamaz. Yatakta bedeniniz oradadır ama zihniniz sabahki toplantıda ya da geçen haftaki bir cümlededir, partnerinizin eli ise o anın dışında kalan bir zihne ulaşmaya çalışır. Adı konmayan duygu her yere yayılır ve kişinin tepkisini anlamlandırmasını zorlaştırır, bu da karşılıklı anlaşılmazlık yaratır, çünkü neyin can sıktığı bilinmeden can sıkıntısı paylaşılamaz.
Bu bölümde denenecek adımlar yargılamadan gözlemlemeye dayanır:
- Bedenin dilini dinleyin. Göğüste ağırlık, midede kasılma ve omuzlarda gerginlik gibi bedensel işaretlere kulak vermek, duygunun ilk izini sürmeye yardımcı olur. Gün içinde kısa molalar verip omuzlarınızın kalkık mı, nefesinizin sığ mı olduğuna bakın?
- Üç soruluk yoklama yapın. Kendine sormak: Son zamanlarda kendimi nasıl hissediyorum, bu duyguyu bedenin neresinde ve ne zaman fark ediyorum, buna hangi ismi veririm. Cevap bulamazsanız bile sormak, iç dünyayla teması canlı tutar.
- Merakla bekleyin. Kendi iç dünyasına yargısız merakla yaklaşmak ve anlamadan değiştirmeye çalışmamak, duygunun kendini göstermesi için alan açar. Duyguyu bulur bulmaz partnerle paylaşmaya zorlamamak, sindirmeden açıklamaya çalışmamak da bu adımın doğal parçasıdır, çünkü erken anlatma çabası bazen kafa karışıklığını büyütür.
Yakınlık korkusu ve cinsel uzaklaşma sınırlar bulanıklaşınca derinleşir
Benlik farklılaşması, kişinin kendi duygularını başkalarının duygularından ayırabilme kapasitesi demektir, düşük olduğunda başkasının duygusu kendi duygusuymuş gibi yaşanır. Benlik farklılaşması düşük olduğunda kişi partnerin duygusunu kendi duygusu gibi yaşar ve sınırlar bulanıklaşınca mahrem yakınlık tehdit edici hale gelebilir. Partnerinizin yorgunluğu sizin suçunuz gibi, onun sessizliği sizin yetersizliğiniz gibi okunmaya başlar, yatak odası ise bu karışıklığın en çok hissedildiği yer olur. Yakınlık korkusu, aleksitimi ile düşük benlik farklılaşması arasındaki ilişkide önemli bir köprü [3]. Duyguyu adlandıramayan kişi yakınlaşmanın getireceği yoğunluktan çekinir, sınırları ayıramayan kişi ise içinde kaybolmaktan korkar.
Duyguları tanıyamamak yakınlık korkusunu besler, korku uzaklaşmayı büyütür, büyüyen mesafe konuşulamayan duyguları artırır ve döngü kendini besler. Bir taraf dokunmaktan çekinir, diğer taraf bunu reddedilme sayar, o da geri çekilir ve evin içinde iki kişilik bir sessizlik anlaşması kurulur. Karşılıklı uzaklaşma, her iki tarafın da kendini mağdur hissettiği bir kısır döngü yaratır. Herkes diğerinin adım atmasını beklerken bekleyişin kendisi yeni bir kırgınlık üretir.
Döngüyü yavaşlatmak için şu adımlar denenebilir:
- Duyguyu önce içinizde tutun. Bulunan duyguyu hemen paylaşmamak, önce duyumsamak, anlamak ve sindirmek için zaman tanımak, sınırları yeniden belirginleştirir. Bir duygu fark ettiğinizde onu bir süre not defterinizde, yürüyüşünüzde ya da sessiz bir odada kendi başınıza taşıyın.
- Performans yerine mesafeyi konuşun. Duygusal deneyimi paylaşmak ve cinsel performanstan çok hissedilen uzaklığa odaklanmak, savunmayı azaltır. Sıklık ya da istek düzeyini tartışmak yerine, son günlerde aramızda hissettiğim serinlik beni düşündürüyor gibi bir cümle ilişkinin duygusal katmanına işaret eder. Partnerin tepkisini kontrol etmeye çalışmamak ve savunmaya geçmesini kişisel başarısızlık saymamak burada koruyucu olur, çünkü her tepki onun iç dünyasına aittir.
Cinsel isteksizlikte otomatik düşünceler arzuyu daha doğmadan boğar
İranlı ve Yeni Zelandalı kadınlarla yapılan bir çalışma, cinsel doyumsuzluğun en güçlü yordayıcılarından birinin "erotik düşünce eksikliği" olduğunu gösteriyor [2]. Erotik düşünce eksikliği, kişinin kendi arzusuyla zihinsel bağının kopması ve ne arzu edeceğini bilememesi anlamına gelir. Zihin arzu kurmayı bıraktığında beden de davete yanıt vermez, çünkü arzu yalnızca bedende değil, hayalde ve düşüncede başlar. Kişinin kendi arzusuyla zihinsel bağının kopması doyumsuzluğu besler. Günlük hayatın koşturması içinde cinselliği düşünecek alan kalmaz, kalan küçük alan da kaygıyla dolar.
Başarısızlık ve yetersizlik gibi otomatik düşünceler zihni meşgul ederken bedenin arzuya alan açması zorlaşır. Otomatik düşünceler, farkında olunmadan ortaya çıkan ve cinsel deneyimi doğrudan etkileyen başarısızlık ve yetersizlik senaryolarıdır, örneğin yine isteksiz görüneceğim ya da onu mutlu edemeyeceğim gibi cümleler zihinden hızla geçer. Bu kalıplar, içinizde bir sansür mekanizması oluşturur [2]. Kültürel kalıplar içsel bir sansür oluşturarak arzuyu daha doğmadan boğabilir ve suçluluk yaratabilir. Arzu etmek ayıp, istemek bencillik, başlatmak yanlış gibi öğrenilmiş cümleler, daha his belirmeden onu bastırır.
Konuşma pratiği için iki sakin adım önerilir:
- Gözlem dili kurun. Suçlama içermeyen gözlem ve niyet cümleleriyle konuşmayı başlatmak, otomatik düşüncelerin yüksek sesle konuşmasını engeller. Sen beni hiç arzulamıyorsun yerine, son haftalarda aramızdaki temas azaldı, bunu merak ediyorum ve yakınlaşmayı önemsiyorum demek hem gözlem hem niyet içerir.
- Zaman ve mekan seçin. Konuşmaları yatak odası dışında, sakin ve nötr bir zamanda yapmak önemlidir. Yatak odasında ve gerginlik anında zor konuşmaları açmamak, bedenin kapanmasını ve zihnin savunmaya geçmesini önler. İlk konuşmada her şeyin çözülmesini beklememek ve sürece aylar sürebilecek bir onarım olarak yaklaşmak da beklentiyi gerçekçi kılar.
Arzunun kendiliğinden gelmesi inancı korku bedeni kapatınca ilk adımı engeller
Aynı araştırma, cinsellik sırasında hissedilen korkunun da cinsel doyumsuzlukta ortak ve güçlü bir yordayıcı olduğunu ortaya koyuyor [2]. Korku anında beden kapanır, bu yüzden gevşeme ve teslimiyet isteyen cinsel deneyimin içine girmek zorlaşır. Kaslar gerilir, nefes kısalır, dokunuş tehdit gibi algılanır ve kişi kendini korumak için geri çekilir. Bu geri çekilme isteksizlik gibi görünse de çoğu zaman korkunun bedendeki izidir.
Arzunun her zaman kendiliğinden gelmesi gerektiği inancı gündelik yatırımları doğal değil diye etiketler ve kimse ilk adımı atmayınca cinsellik seyrekleşir. Film sahnelerindeki gibi birdenbire uyanan bir tutku beklenir, oysa uzun ilişkilerde arzu çoğu zaman sohbetle, temasla, birlikte geçirilen sakin zamanla ısınır. Planlı yakınlaşma yapay, konuşarak hazırlanan temas zorlama sayılınca çiftler denemekten vazgeçer. Beklenti ile gerçeklik arasındaki fark büyüdükçe hayal kırıklığı artar ve yatak odası daha da sessizleşir.
Sakin konuşmayı yeniden kurmak için şu sıra izlenebilir:
- Anlamayı öne alın. Önce anlaşılmaya ve anlamaya odaklanmak, duygular anlaşılmadan çözüm odaklı konuşmaya geçmemek gerekir. Dinlerken araya girmeden, düzeltmeden, akıl vermeden kalmak, korkunun yatışmasına yardımcı olur.
- Destek eşiğini bilin. Belirtiler çoğalır, öfke patlamaları ve uyku sorunları derinleşirse tek başına çabalamakta ısrar etmemek ve profesyonel destek düşünmek yerinde olur. Belirtiler devam ederse ya da gündelik hayatı aksatmaya başlarsa bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmeyi değerlendirebilirsiniz.
Yürüyüş gibi sakin bir anda suçlama içermeden hissedilen uzaklığı dile getiren tek bir cümle kurmayı deneyin, örneğin son günlerde sana biraz uzak hissediyorum kendimi, bunu seninle merakla konuşmak istiyorum demek, suskunluğun aynasını birlikte tutmaya başlamak için yeterli olabilir.
Sık sorulan sorular
Aleksitimi nedir ve cinsel yaşamı nasıl etkiler?
Aleksitimi, kişinin kendi duygularını tanıma, ayırt etme ve sözcüklere dökme becerisindeki zorluktur. Bu durum, iç dünyayla bağın zayıflamasına yol açar ve cinsellik sırasında kişinin bedeniyle zihni arasında bir kopukluk yaratabilir. İşlenmemiş duyguların biriktirdiği stres, arzu ve uyarılma üzerinde baskılayıcı bir rol oynar.
Cinsel isteksizlik her zaman psikolojik midir?
Her durumda geçerli olmasa da cinsel isteksizliğin altında çoğu zaman ifade edilmemiş duygular yatar. Kırgınlık, öfke ya da hayal kırıklığı gibi hisler söze dökülemediğinde bedensel bir geri çekilme olarak kendini gösterebilir. Yine de tıbbi faktörleri dışlamak için bir hekim değerlendirmesi önemlidir.
Partnerimle cinsel sorunlarımızı nasıl konuşabilirim?
Konuşmak için yatak odası dışında, ikinizin de sakin olduğu bir anı seçin. Suçlayıcı ifadelerden kaçınarak kendi deneyiminizi paylaşın. 'Son zamanlarda kendimle ilgili fark ettiğim bir şey var ve bunu seninle paylaşmak istiyorum' gibi basit bir giriş, savunma duvarını indirmeye yardımcı olur.
Cinsel doyumsuzlukta kültürel inançların rolü nedir?
Kültürel olarak aktarılan 'cinsellik ayıptır' ya da 'kadın pasif kalmalıdır' gibi kalıplar, kişinin arzusuyla arasına görünmez bir sansür koyar. Araştırmalar, bu tür işlevsiz inançların zihinde otomatik olumsuz düşünceleri tetiklediğini ve cinsel doyumu belirgin biçimde düşürdüğünü gösteriyor.
Kaynakça
- Dinçer, B., Yıldırım Ayaz, E., & Oğuz, A. (2021). Changes in sexual functions and alexithymia levels of patients with type 2 diabetes during the COVID-19 pandemic. *Sexuality and Disability*, *39*, 461–478. https://doi.org/10.1007/s11195-021-09693-0
- Abdolmanafi, A., Nobre, P., Winter, S., Tilley, P. J. M., & Ghorban Jahromi, R. (2018). Culture and sexuality: Cognitive–emotional determinants of sexual dissatisfaction among Iranian and New Zealand women. *Journal of Sexual Medicine*, *15*(5), 687–697. https://doi.org/10.1016/j.jsxm.2018.03.007
- Ścigała, D. K., Fabris, M. A., Badenes-Ribera, L., Zdankiewicz-Ścigała, E., & Longobardi, C. (2021). Alexithymia and self differentiation: The role of fear of intimacy and insecure adult attachment. *Contemporary Family Therapy*, *43*(2), 165–176. https://doi.org/10.1007/s10591-021-09567-9
Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.
Yorumlar (0)
İsimler gizlilik için kısaltılırYorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.
İlk yorumu siz yazın.
Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.