İçeriğe geç
Yas & kayıp

Komplike Yas: Kayıp Sonrası Bitmeyen Acıyla Mücadele

Kaybın üzerinden zaman geçse de acı dinmiyorsa komplike yas olabilir. Bitmeyen acının altındaki mekanizmaları ve iyileşme yolunu okuyun.

Yazan: Eyüp Akın8 dk okuma

"Zaman geçtikçe yas kendiliğinden toparlanmalıdır ve sürmesi anormaldir" sözü kulağa doğal gelse de her yas için doğru değildir. Aynı kişileri yıllarca izleyen çalışmalarda birçok kişinin toparlandığı görülürken bir kısmının yerinde saydığı da biliniyor. Bu yazı, yasın ne zaman akışından çıkıp donup kaldığını ve o düğümün nasıl çözülebileceğini inceliyor.

"Yasın kronikleşmesi zayıflık ya da yeterince güçlü olmamaktan kaynaklanır"

Komplike yas nedir sorusu çoğu zaman bu yanılgının gölgesinde sorulur, çünkü acının uzaması sanki karakterin yetersizliğine işaret ediyormuş gibi algılanır ve çevreden gelen iyi niyetli telkinler bile sizde bir eksiklik duygusu bırakabilir. Oysa bu yaygın inanışın neden bu kadar kolay yayıldığını anlamak zor değildir, zira toparlanan örnekler daha görünürdür, sessizce yerinde sayanlar ise geri çekilir ve böylece geride kalmak kişisel bir kusur gibi görünür. Yerine konması gereken bilgi daha sakindir ve sizi suçlamaz, çünkü normal yasta yoğun duygular dalga gibi gelip çekilir ve acı zamanla biçim değiştirerek sürer. Sokakta duyulan bir şarkıyla ağlayıp ertesi gün eski bir anıya gülümseyerek yasın dalgalı seyretmesi, kurgusal bir örnek olarak, bu doğal ritmin nasıl görünebileceğini anlatır ve bir gün sarsılıp ertesi gün biraz nefes alabilmek sürecin bozulduğunu göstermez. Aynı kişileri yıllarca izleyen bir çalışmada, yaslı bireylerin yaklaşık %45'inin bir buçuk yıl sonra depresif belirtilerinin oldukça düşük seyrettiği ve hayatlarına büyük ölçüde adapte olduğu bulunmuş [1]. Bu oran, çoğunluğun zamanla kendi yolunu bulduğunu düşündürürken diğer yandan herkesin aynı hızda ilerlemediğini de açıkta bırakır. Toplum genelinde komplike yas görülme sıklığı %10 ila %20 arasında değişir; eğer kayıp ani, beklenmedik ya da şiddet içeren bir şekilde gerçekleşmişse bu oran çok daha yukarı çıkar [1]. Komplike yas kavramı burada devreye girer ve zamanla küllenmek yerine donup kalan, özlem ve boşluk duygusunun sürdüğü ve günlük işlevleri bozan yas bozukluğunu anlatır. Komplike yasta baskın duygu özlem ve boşluk hissidir ve bu durum dışarıdan depresyonla karıştırılabilir. Ayrımı netleştirmek gerekir, çünkü Komplike yas depresyon ve travma sonrası stres bozukluğundan ayrı bir tablodur, ancak onlarla birlikte görülebilir. Bu ayrım, sürüp giden acıyı zayıflıkla açıklamaktan vazgeçip donup kalan bir süreci fark etmeye davet eder ve soruyu değiştirir, acaba sizde eksik olan güç müdür yoksa işlemeyi bekleyen bir düğüm müdür.

"Zaman geçtikçe yas kendiliğinden toparlanmalıdır ve sürmesi anormaldir"

Yas neden geçmez sorusu bu bölümün ilk cümlesinde dururken ikinci yanılgının neden bu kadar inatçı olduğunu da yoklar, çünkü takvim yaprakları çevrildikçe acının da aynı hızda incelmesi gerektiğine dair sessiz bir beklenti oluşur. Bu inanışın yayılması şaşırtıcı değildir, zira çevre teselli etmek isterken sabırsız cümleler kurar, siz de toparlanamadıkça kendinizi zamanın gerisinde kalmış gibi hissedersiniz ve böylece yasın kendisi kadar yasın süresi de yük olur. Oysa İki durumda da yas, doğal akışına bırakılamaz [3]. Bu kısa cümle, donup kalan yasın kendi kendine çözülmesini beklemenin neden yetmediğini düşündürür ve bakışı içsel mekanizmalara çevirir. Zihin acı veren gerçekle yüzleşmek yerine kayba götüren düşünce, mekan ve anılardan kaçınmayı öğrenir. Kaybedilen eşle oturulan odaya girememekle başlayan kaçınmanın zamanla evi ve tüm hayatı daraltması, bu öğrenmenin nasıl genişlediğini gösterir ve önce bir kapı kapanır, sonra bir sokak, sonra bir sohbet konusu sessizliğe gömülür. Kaçınma kısa vadede rahatlatırken uzun vadede duygusal işleme sürecini engeller ve dünyayı daraltır. İşlenmemiş duygular biriktikçe acıyla baş etme kapasitesi zayıflar ve duyguları fark edip adlandırmak güçleşir. Bu tabloyu bir çalışma daha yakından anlatır, Komplike yas yaşayan bireylerle yapılan bir çalışmada, bu kişilerin duygularını fark etme ve söze dökme becerilerinin, yani aleksitiminin, sağlıklı bireylere göre çok daha yüksek olduğu bulunmuş [2]. Duyguyu adlandıramamak, acıyı anlamlandıramamakla birleşince zihin daha çok yorulur. Bir derleme çalışması, komplike yasta bilişsel belirtilerin özellikle dikkat, hafıza ve planlama alanlarında yoğunlaştığını ortaya koymakta [1]. Zihin keşke ve neden sorularıyla meşgul olurken dikkat toplama, hatırlama ve karar verme güçleşir. Sabah kaybedilen kişinin numarasını çevirmemek için zorlanmak ve zihinde onunla sürekli konuşmalar yapmak, bu meşgul zihnin gün içine nasıl sızdığını sezdirir. Burada size küçük ve zorlamayan bir davet bırakılabilir, son günlerde hangi düşünceden, hangi mekandan ve hangi sohbetten uzak durduğunuzu kendinize sormak, kaçınmanın haritasını çıkarmaya yardım edebilir. Günde bir kez cevap zorunluluğu hissetmeden şu anki duyguyu adlandırmak da birikenleri fark etmeye aralayabilir bir kapı, çünkü isim konan duygu biraz daha taşınabilir hale gelir ve kendi kendine kapanmayan yarayı zorlayarak kanatmamak, boğulma hissinde durmak gerektiğini unutmamak gerekir.

"Acı yanında yaşanan kısa huzur ya da keyif anları kaybedilen kişiye ihanettir"

Kayıptan sonra özlem ve boşluk hissi bu bölümün eşiğidir ve üçüncü yanılgı tam da bu eşiğe yerleşir, çünkü acının arasına sızan kısa bir gülümseme bile sizde sadakatsizlik duygusu uyandırabilir. Bu inanışın yayılması anlaşılırdır, zira sevgi vefayla ölçülür sanılır, vefa da sürekli kederle karıştırılır ve böylece keyif almama gerektiği yönünde sessiz bir kural oluşur. Oysa yasın doğasında dalgalanma vardır ve kısa huzur anları sevgiyi azaltmaz, yalnızca sinir sistemine nefes aldırır. Araştırmalar, komplike yas yaşayan kişilerde ölen kişiyle ilgili olumsuz inançların, yani "onsuz ben değersizim", "hayat bitti" gibi düşüncelerin oldukça yoğun olduğunu ve bunun iyileşmeyi doğrudan engellediğini gösteriyor [4]. Ölen kişiyle ilgili değersizlik ve hayatın bittiği yönündeki olumsuz inançlar iyileşmeyi engeller. Bu inançlar yerleştiğinde özlem daha keskin hissedilir ve boşluk sanki kimliğin bir parçasıymış gibi taşınır. Kaygılı bağlanma ayrılığa tahammülü azaltarak kayıp ile ilgili düşüncelerin zihni sürekli meşgul etmesine yol açar. Kaçıngan bağlanmada acı hissizleşme ile karşılanır ve yas dışarıdan yaşanmamış gibi görünse de içsel olarak donar. Bağlanma stili, yani erken dönem ilişkilerde şekillenen ve kayıpla baş etme biçimini etkileyen ilişki örüntüsü, herkesin aynı kaybı aynı biçimde taşımadığını hatırlatır ve bu yüzden kendinizi başkasıyla kıyaslamak yanıltıcı olur. Sürekli yorgunluk, uyku ve iştah düzensizliği ile bedensel ağırlık hissi yasa eşlik edebilir. Hiçbir şey yapılmadığı halde bedende ağır yük taşınmış gibi yorgunluk ve zihinde susmayan düşüncelerle uyanmak, bu bedensel ağırlığın sabahını anlatır ve yorgunluk çoğu zaman tembellik değil taşınan duygunun izidir. Tablo ağırlaştığında riskler de büyür, Araştırmalar, komplike yasta intihar düşüncelerinin, depresyon gibi diğer risk faktörleri kontrol edildikten sonra bile 6 ila 11 kat daha yüksek olduğunu göstermektedir [1]. Bu bilgi korkutmak için değil, acının ciddiyetini teslim etmek içindir ve intihar düşüncesi belirdiğinde beklemeden acil yardım ve uzman desteğine başvurmak gerektiği asla ertelenmemelidir. Keyif almama gerektiği yargısını bir kenara bırakmak ve kısa huzur anlarını suçlulukla zehirlememek, bu bölümün size bıraktığı öneridir, çünkü bir fincan çayın buğusunda dinlenmek ya da eski bir anıya gülümsemek vedayı silmez. Kaçınma fark edildiğinde zorlamayan mikro hamlelerle acının yanında durmayı denemek de mümkündür ve bu, acıya gömülmek değil onunla aynı odada kısa süre kalabilmektir.

"İyileşmek ölen kişiyi unutmak ya da daha az sevmek anlamına gelir"

Yas tutma ritüelleri bu cümlenin hemen ardından düşünülmelidir, çünkü dördüncü yanılgı iyileşmeyi vefasızlıkla eş tutar ve siz adım attıkça sanki bağ çözülüyormuş gibi hissedersiniz. Bu inanışın kök salması kolaydır, zira sevgi süreklilik ister, süreklilik de acının sürmesiyle karıştırılır ve böylece azalan gözyaşı azalan sevgi sanılır. Oysa ritüeller tam tersini gösterir, hatırlamak için unutmak gerekmez. Cenaze, taziye, dua ve anma gibi ritüeller kaybın gerçekliğini zihne kaydetmeye ve acıyı paylaşılır kılmaya yardım eder. Kaza, intihar ya da cinayet gibi travmatik ölümlerin ardından komplike yas yaşama olasılığı neredeyse her iki kişiden birine kadar yükselebilir [1]. Bir derlemede, bu tür "kötü ölüm"lerin ve yapılamayan cenaze törenlerinin, geride kalanlarda suçluluk, öfke ve derin bir çaresizlik duygusunu tetiklediği belirtilmiş [5]. Vedasız kalan kayıplarda ölüm soyut bir bilgi olarak kalır ve zihinde yaşıyor olabilir düşüncesi ile bitti bilgisi arasında uçurum oluşur. Bu uçurum, zihnin bir yanı haberi bilirken diğer yanının hala kapıyı beklemesine benzer ve geceyle gündüz gibi iki ayrı gerçeklik arasında gidip gelmek yorucudur. Sosyal desteğin azlığı, yasın travmatik bir hal almasına ve kronikleşme olasılığını ciddi biçimde artırmaktadır [5]. Yasın toplumsal kabul görmemesi ve sosyal desteğin azalması izolasyonu büyütür ve yasın kronikleşmesini besler. Destek çekildikçe anlatacak yer azalır, anlatılmayan acı içerde yoğunlaşır ve yoğunlaşan acı daha da geri çeker. Burada ritüel, kaybın gerçekliğini somutlaştıran ve acıyı toplumsallaştıran veda ve anma uygulaması olarak yeniden düşünülebilir. Resmi tören yapılamamışsa kişisel anma ritüeli inşa etmek, yarım kalan vedaya bir biçim verebilir ve sevilen kişinin müziğini açmak, mum yakmak, sevdiği bir yerde oturmak ya da söylenememiş sözleri yüksek sesle söylemek bu ritüelin içine yerleşebilir. Bu küçük eylemler, unutmak için değil hatırlamayı sürdürülebilir kılmak içindir ve acı yükseldiğinde durup nefeslenmek, kendi kendine kapanmayan yarayı zorlayarak kanatmamak anlamına gelir.

"Zaman geçtikçe yas kendiliğinden toparlanmalıdır"

Yas bozukluğu belirtileri ve yas için ne yapmalı soruları bu son bölümde yan yana durur, çünkü aynı cümleyi bu kez diyenlere değil duyanlara bakarak düşünmek gerekir ve zamanın her yarayı kendiliğinden kapatmadığı kabul edilince ne yapılabileceği konuşulabilir hale gelir. Bu inanışın ısrarı, sabırla pasif bekleyişi karıştırmasından gelir ve beklemek eylemsizliğe dönüştükçe işlevsellik sessizce çözülür. Komplike yas duygusal, sosyal ve bedensel işlevselliği kilitleyerek günlük işleri yapmayı zorlaştırır. İşe gitmek, yemek hazırlamak, bir telefon görüşmesini sürdürmek gibi sıradan işler bile ağırlaşır ve bu ağırlık çoğu zaman isteksizlikle karıştırılır, oysa kilitlenen işlevselliktir. Kayba odaklanan ve kaçınma ile çarpık inançları hedefleyen yapılandırılmış terapiler işlevselliği ve anı ile kurulan bağı iyileştirebilir. Yapılan bir araştırmada, Komplike Yas Terapisi (CGT) alan bireylerin %88'inde belirgin bir iyileşme görülürken, bu terapiyi almayan grupta iyileşme oranı %61'de kalmış [4]. Araştırmalar, terapinin özellikle yasla ilgili kaçınmayı azaltmada ve "hayat bitti, değersizim" gibi katı inançları esnetmede çok başarılı olduğunu gösteriyor [4]. Terapide kaçınılan anı, mekan ve düşünceye yalnız ve korunmasız değil uzman eşliğinde adım adım yaklaşmak esastır ve bu eşlik, acının dozunu ayarlamaya yardım eder. Günlük hayatta ise küçük yüzleşme adımları düşünülebilir, sevilen kişiyle ilgili bir şarkıyı kısa süre dinlemek ya da boş kalan yere yalnızca bakmak gibi ve anma sırasında yükselen acıya izin vermek, boğulma hissi olursa durup sonra yeniden denemek bu adımların güvenliğini korur. Günün büyük bölümünü kaplayan kayıp düşünceleri, ciddi uyku ve iştah bozulması, maddeye yönelme ya da yaşamanın anlamsızlaştığı düşünceler varsa yalnız yürümemek ve profesyonel destek almak gerekir. Belirtiler sürüyorsa ya da günlük yaşamı zorlaştırıyorsa bir psikolog ile görüşmeyi düşünmeniz iyi bir adım olabilir, çünkü bu uzmanlar yasın düğümlendiği yeri birlikte fark etmeye ve kaçınma ile katı inançları esnetmeye eşlik edebilir. İyileşmek ölen kişiyi unutmak değil, onu felç etmeyen bir biçimde hatırlamayı öğrenmektir. Bu cümle bir vaat değil bir yöndür ve unutmadan hatırlamayı öğrenmek sizin için neye benzerdi.

Sık sorulan sorular

Komplike yas nedir?

Komplike yas, sevilen birinin kaybından aylar hatta yıllar sonra da şiddetini kaybetmeyen, kişinin gündelik işlevselliğini bozan ve zamanla daha da derinleşebilen bir yas tepkisidir. Normal yastan farklı olarak, duygular dalgalanmaz, sürekli bir boşluk ve anlamsızlık hissi ile seyreder.

Normal yas ile komplike yas arasındaki fark nasıl anlaşılır?

Normal yasta acı dalgalar halinde gelir ve zamanla şiddeti azalır, kişi kaybın gerçekliğini yavaş yavaş kabullenir. Komplike yasta ise acı kronikleşir, kaybedilen kişiye duyulan özlem giderek artar ve kişi hayata yeniden uyum sağlamakta ciddi zorlanır. İşe gitmek, arkadaşlarla görüşmek gibi günlük aktiviteler aksar.

Komplike yas kimlerde daha sık görülür?

Özellikle kayıp ani, şiddet içeren ya da beklenmedik olduğunda risk artar. Ayrıca daha önce travma yaşamış, güvensiz bağlanma stiline sahip ya da yeterli sosyal desteği olmayan kişilerde komplike yasa daha sık rastlanır. Kadınlar, eşini ya da çocuğunu kaybedenler de daha yüksek risk altındadır.

Komplike yas tedavi edilebilir mi?

Evet. Özellikle kayıp odaklı bilişsel davranışçı terapiler, komplike yas terapisi ve bazı yeni yaklaşımlar bu konuda oldukça etkilidir. Araştırmalar, uygun terapi alan kişilerin büyük çoğunluğunda yas belirtilerinde belirgin azalma olduğunu ve gündelik işlevlerin geri kazanıldığını göstermektedir.

Kaynakça

  1. Nakajima, S. (2018). Complicated grief: recent developments in diagnostic criteria and treatment. *Philosophical Transactions of the Royal Society B Biological Sciences, 373*(1754), 20170273. https://doi.org/10.1098/rstb.2017.0273
  2. Sırlıer Emir, B., Yıldız, S., Kazğan Kılıçaslan, A., Uğur, K., & Kurt, O. (2022). Kalıcı komplike yas bozukluğu tanılı hastalarda aleksitimi, psikolojik dayanıklılık ve psikiyatrik belirtilerin incelenmesi. *Journal of MTU, 1*(3), 160–169. https://doi.org/10.5281/zenodo.7476199
  3. Çolak, V. G., & Hocaoğlu, Ç. (2021). Bereavement and grief: A review. *Cyprus Turkish Journal of Psychiatry & Psychology, 3*(1), 56–62. https://doi.org/10.35365/ctjpp.21.1.07
  4. Mauro, C., Tumasian, R. A., III, Skritskaya, N., Gacheru, M., Zisook, S., Simon, N., Reynolds, C. F., III, & Shear, M. K. (in press). The efficacy of complicated grief therapy for DSM-5-TR prolonged grief disorder. *World Psychiatry*. https://doi.org/10.1002/wps.20991
  5. Öz, F. & Yalçınkaya, A. (2024). Pandemide yas süreci. *Genel Sağlık Bilimleri Dergisi, 6*(3), 627-640. https://doi.org/10.51123/jgehes.2024.153

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.