İçeriğe geç
İlişkiler

Mutlu ve Sağlıklı Bir İlişki İçin Bilimsel 10 Öneri

İlişkilerde davranışın altındaki ihtiyacı anlamak, bilimsel bulgularla somut hamlelere dönüşüyor. Bağlanma, çatışma ve yakınlık üzerine bir rehber.

Yazan: Lal Gürün7 dk okuma

İçsel çalışan modeller, sevilmeye değer olup olmadığınıza ve başkalarının güvenilir olup olmadığına dair çocukken oluşan erken şablonlardır. Bu şablonlar yetişkin ilişkilerinde ne beklediğinizi ve mesafeyi nasıl okuduğunuzu sessizce yönetir.

Gerilim büyürken mutlu ilişki duygusal tepkide düğümlenir

İlişkilerde sorun genellikle davranışın kendisinden çok o davranışın karşı tarafta uyandırdığı duygusal tepkiden kaynaklanır. Geç kalma, unutulan bir söz ya da kısa bir cevap tek başına büyük bir kriz yaratmaz. O davranışın sizde uyandırdığı duygu, olayın anlamını belirler. Duygusal tepkilerin altında genellikle güvende hissetme arayışındaki bağlanma ihtiyacı yatar. İnsan sevilip sevilmediğini, önemsenip önemsenmediğini ve zor anda yanında biri olup olmayacağını sürekli yoklar. Bu yoklama bilinçli bir karar değildir, daha çok eski bir alışkanlık gibi çalışır.

Çocuklukta oluşan içsel çalışan modeller yetişkin ilişkilerindeki davranışları ve beklentileri şekillendirir. Erken yaşta öğrenilen güven ya da güvensizlik, yetişkinlikte partnerin ses tonunu, suskunluğunu ve uzaklığını okuma biçiminize sızar. Güvenli bağlanan üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu daha yüksek [3]. Güvenli bağlananlar, partnerlerine kendilerini sevilmeye değer görüyor ve başkalarına daha kolay güveniyor [2]. Bu eğilim, tartışma anında da fark yaratır. Güven duygusu yüksek olduğunda tek bir soğuk bakış felaket gibi algılanmaz. Güven sarsılmışsa aynı bakış, sevilmeme kanıtı gibi okunur.

Kendinize sormak işe yarar: terk edilme korkusu mu ağır basıyor, boğulma korkusu mu? Cevap, tepkinizin yönünü gösterir. Terk edilme korkusu ağır basıyorsa ses yükseltme, sorgulama ve yapışma artar. Boğulma korkusu ağır basıyorsa susma, uzaklaşma ve konuyu kapatma isteği artar. İki korku da anlaşılmayı zorlaştırır, çünkü davranış ihtiyacın önüne geçer. Partneriniz sizin korkunuzu değil, davranışınızın sertliğini görür. Siz de onun davranışının ardındaki korkuyu değil, size verdiği acıyı hissedersiniz. Döngü böyle kurulur ve her tekrar gerilimi biraz daha büyütür. Gerilimi davranıştan çok bağlanma ihtiyacı ve geçmiş filtresi üretiyor, ihtiyaç konuşulunca yakınlık onarılabiliyor. Bu yazının ana fikri de budur, sorunun kaynağını doğru yerde aramak çözümün yönünü değiştirir.

Bağlanma stilleri

Bağlanma stilleri, yakınlık ve mesafe karşısında verilen otomatik tepkileri anlatır. Güvenli bağlanma, kendini sevilmeye değer görme ve başkalarına kolay güvenme eğilimidir. Böyle bir zeminde kişi yardım istemekten çekinmez ve partnerin desteğini kabul eder. Kaygılı bağlanma, mesafe açıldıkça panik yaşayıp yapışma ve sürekli güvence isteme eğilimidir. Kaçınan bağlanma, yakınlık arttıkça bunalmış hissedip mesafe koyma eğilimidir. Her üç örüntü de çocukluk deneyimleriyle, sonradan yaşanan ilişkilerle ve mizacın payıyla biçimlenir.

Araştırmalar, kaçınan bağlanma stiline sahip kişilerin aldatma eğiliminin daha yüksek olduğunu [1], evlilik uyumlarının ise daha düşük olduğunu gösteriyor [2]. Kaygılı bağlananlarda da evlilik uyumu düşebiliyor [2]. Bu bulgular, bir karakter kusurunu değil bir uyum zorluğunu anlatır. Kaçınan kişi sevgisiz olduğu için değil, yoğun duygu karşısında sistemini korumak için geri çekilir. Kaygılı kişi baskıcı olduğu için değil, belirsizliği tehdit gibi algıladığı için soru sorar. Güvenli zemine sahip kişilerde ise onarım daha hızlı olur, çünkü tek bir tartışma ilişkinin tamamını gölgelemez.

Kaçmak yerine küçük yakınlık adımı atmak bu zemini güçlendirir. Büyük barış konuşmaları her zaman gerekmez, kısa bir temas, içten bir bakış ya da gün içinde sorulan tek bir soru yeter. Bunalmayı önemsemeyi anlatan cümle kurmak da kaçınan taraf için koruyucu olur. Sizi önemsiyorum, biraz yavaşlamaya ihtiyacım var demek, sessizce uzaklaşmaktan daha az yaralar. Kaygılı taraf için de benzer bir açıklık gerekir. Endişelendiğinizi söylemek, suçlamadan konuşmanın ilk adımıdır. Bu küçük adımlar, güvenli bağlanmaya özgü davranışları günlük hayata taşır. Zamanla sinir sistemi de öğrenir, yakınlık her zaman boğulma demek değildir ve mesafe her zaman terk edilme demek değildir.

Mesafe açılınca kaçınan bağlanma uzaklaşır, kaygılı bağlanma panikle yaklaşır

Kaçınan bağlanma stiline sahip kişiler duygusal yakınlık arttıkça bunalmış hisseder ve mesafe koyar, bu durum kötü niyetten kaynaklanmaz. Kalabalık duygular, yüksek beklentiler ve uzun konuşmalar bir süre sonra fazla gelir. Kişi odadan çıkar, konuyu değiştirir ya da telefona gömülür. Kaygılı bağlanan kişiler mesafe açıldıkça panik yaşar ve sürekli güvence ister. Mesaj üstüne mesaj gelir, ses tonu sertleşir ve Beni artık sevmiyor musun sorusu havada asılı kalır? İki tepki bir araya gelince klasik kovalamaca başlar. Biri yaklaştıkça öteki uzaklaşır, öteki uzaklaştıkça beriki daha çok yaklaşır.

Partnerin mesafe koyması karşı tarafça sevgisizlik diye okunabilir, bu da tarafların birbirinden uzaklaşmasına yol açar. Oysa mesafe çoğu zaman duyguyu düzenleme çabasıdır. Eski yaralar yüzünden şimdiki partnerin davranışı olduğundan daha tehditkar algılanabilir. Çocuklukta yaşanan fiziksel ya da cinsel istismar, yetişkinlikte evlilik doyumunu düşürebiliyor [4]. Kaygılı bağlanma da bu travmalarla besleniyor [4]. Geçmişte güven sarsılmışsa, bugünkü küçük bir dalgalanma büyük bir fırtına gibi hissedilir. Yetişkin beyni eski tehdidi bugünkü davranışla eşleştirebilir, bu yüzden birçok kavga şimdiki olaya ait değildir. Geçmiş bugünkü algının üzerine serilen filtre gibi işler ve fark edilmezse partnere haksızlık edilmesine yol açar.

Bilişsel çarpıtmalar da devrede: zihin okuma, gerçekçi olmayan beklentiler [2]. Zihin okuma, partnerin ne düşündüğünü sormadan bildiğinizi varsayar. Gerçekçi olmayan beklenti, sevgi varsa söze gerek olmadığını sanır. Uydurulmuş bir örnek, geç kalan partnerin trafiğe değil ilgisizliğe yorulmasıdır. Oysa trafik, çoğu akşamın sıradan açıklamasıdır. Geçmişin bugünkü algıyı nasıl renklendirdiğini merak etmek bu noktada koruyucudur. Öfkenin şimdiki olaya mı eski yaraya mı ait olduğunu ayırt etmek, tepkinin dozunu ayarlar. Partnerle geçmiş deneyimleri paylaşmak ve zor konuların kökenini anlatmak da bağı güçlendirir. Benzer konularda neden çabuk tetiklendiğinizi anlatmak, partnerin savunmasını indirir. Partnerin ihtiyacı zihinden okuması beklentisini fark edip ihtiyacı açıkça söylemek gerekir, çünkü ima çoğu zaman anlaşılmaz. Yüksek uyarılma anında analitik öz-sorgu yapmaktan kaçınmak da önemlidir, zira taşkın bir sinir sistemiyle sağlıklı muhakeme yapılamaz.

Ekran araya girince ilişkide iletişim reddedilme üretir

Tartışma sırasında beden alarm durumuna geçer, kalp hızlanır ve nefes daralır, böyle bir anda analitik öz-sorgu işe yaramaz. Düşünme daralır, ses yükselir ve kelimeler sertleşir. Bu haldeyken sorunu çözmeye çalışmak, ateşi harlamak gibidir. İletişim becerileri ile problem çözme algısı arasında güçlü bir ilişki var [5]. Korkulu ve saplantılı bağlanma iletişim becerilerini olumsuz etkiliyor [5]. Duygu yükseldiğinde dinleme azalır, savunma artar ve ortak çözüm uzaklaşır. Beden sakinleşmeden zihin esnemez.

Yüz yüze etkileşimde dikkatin bölünmesi reddedilme hissi doğurabilir. Dinlenmediğinizi hissettiğinizde sesinizi yükseltir ya da susarsınız. Telefon sessizce dururken bile dikkatin bölümünü çeker ve refleksle ekrana bakmak karşı tarafta sıkılma algısı yaratabilir. Ergenlerle yapılan bir çalışmada, ebeveynler yüz yüze etkileşim sırasında telefonla ilgilenince ergenlerin ilişki doyumu ve yaşam doyumu düşüyor [6]. Bu etki, özellikle kaygılı ve korkulu bağlanan ergenlerde daha güçlü [6]. Yetişkin ilişkilerinde de tablo benzerdir, çünkü dikkat sevginin somut kanıtıdır. Akşam yemeği sonrası kanepede telefonlara dalmış çiftin sessizliğe gömülmesi, yorgunluğun ötesinde bir mesaj taşır.

Yükselme anında kaçmak için değil bedeni yatıştırmak için mola istemek işe yarar ve dönüş süresini önceden söylemek gerekir. Yirmi dakika sonra konuşmaya dönelim demek, terk edilme korkusunu azaltır. Mola sırasında yürümek, su içmek, pencere önünde durmak gibi bedeni sakinleştiren şeyler yapmak toparlanmayı hızlandırır. Molayı kaçma ya da cezalandırma aracı olarak kullanmaktan kaçınmak gerekir, çünkü sessiz ceza güveni aşındırır. Sakinleştikten sonra duygu ve ihtiyacı Ben diliyle söylemek, suçlamak yerine kendi hissedilen duygu ve ihtiyacı anlatan konuşma biçimi, kapıyı aralar. Telefona bakılınca yarı yokmuş gibi hissetmeyi suçlamadan paylaşmak da aynı dile girer. Telefonu bilinçli olarak kenara koymak ve akşam yemeği ya da sohbet sırasında ortak telefonsuz alan oluşturmak dikkati toplar. Reddedilme hissini suçlamadan kendi deneyimi olarak paylaşmak, savunmayı değil merakı çağırır. Beni dinlemiyorsun yerine, anlatırken ekrana bakılınca kendimi yalnız hissediyorum ve biraz göz teması istiyorum demek daha çok duyulur.

Sarsıntıdan sonra güven inşa etmek küçük tutarlılık ister

Partnerin ihtiyacı zihinden okuması beklentisi karşılıklı hayal kırıklığı doğurur. İnsan yorgunken, üzgünken ya da korkarken neye ihtiyacı olduğunu her zaman net söyleyemez. Partner de tahmin etmek zorunda kalır ve çoğu tahmin ıskalar. Güven küçük ve tutarlı adımlarla yeniden inşa edilir, gündelik tutarlılık büyük sözlerden daha çok güven oluşturur. Büyük özürler ve büyük vaatler kulağa hoş gelir, ancak davranış değişmedikçe etkisi söner. Küçük sözleri tutmak, zamanında aramak ve söylenen saatte evde olmak daha çok şey anlatır.

Desteği açık ve somut biçimde istemek bu sürecin çekirdeğidir ve dinlenme mi çözüm önerisi mi beklendiğini söylemek gerekir. Şu an akıl verme, sadece dinle demek kabalık değildir, yol göstermedir. Partnerin destek biçimini fark etmek ve kendi destek verme biçimini gözden geçirmek de uyumu artırır. Kimi insan sarılarak destek olur, kimi insan sorun çözerek. Doğum sonrası depresyon üzerine bir derleme, algılanan partner desteğinin depresyon riskini azalttığını gösteriyor [7]. Algılanan destek, verilen desteden daha belirleyicidir. Kişi kendini anlaşılmış hissettiğinde yük hafifler. Güveni onarmak için şeffaf olmak ve küçük sözleri tutarak tutarlılık göstermek gerekir. Nerede olduğunuzu söylemek, plan değişince haber vermek ve hatayı erken kabul etmek şeffaflığı büyütür.

Güven sarsıcı bir olay yaşandıysa profesyonel destek almak da bir yol olabilir. Bir klinik psikolog ile görüşmek, olayın iki tarafta bıraktığı izi anlamayı kolaylaştırır. Çift olarak başvurulan görüşmeler, aynı kavganın iki kişi tarafından neden farklı hatırlandığını görünür kılar. Bu farkı anlamak, suçlu aramaktan çok onarım konuşmasına yardım eder. Sürekli aşağılanma, kontrol ya da korkutma varsa önce kendi güvenliğinizi ve ruhsal durumunuzu ele almak daha sağlıklı olur. Böyle bir tabloda çift görüşmesi her zaman uygun bir ilk adım sayılmaz. Önce bireysel görüşme ile destek almak, sonraki adımları daha güvenli kılar.

Bu akşam telefonsuz kısa bir sohbet deneyin. Telefonları başka odaya bırakın, birkaç dakika göz teması kurun ve bir ihtiyacı Ben diliyle söyleyin.

Sık sorulan sorular

İlişkide güvenli bağlanma nasıl geliştirilir?

Güvenli bağlanma, düzenli yakınlık ve açık ifadeyle pekişir. Partnerinizin duygusal ihtiyacına küçük adımlarla yanıt verdiğinizde, güven duygusu zamanla güçlenebilir.

Çatışma anında ne yapmalıyım?

Kalp atışınız hızlandığında önce sakinleşmek için kısa bir mola verin. Bedeniniz yatıştıktan sonra duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı birinci ağızdan ifade edin.

Partnerimin telefonla ilgilenmesi neden bana kötü hissettiriyor?

Yüz yüze etkileşim sırasında telefonla ilgilenmek, karşı tarafta reddedilmişlik hissi uyandırabilir. Dikkatin bölünmesi, çoğu insan için bir değer kaybı sinyali olarak okunur.

Partner desteği ilişkiyi nasıl etkiler?

Yapılan çalışmalar, algılanan partner desteğinin ilişki doyumunu ve psikolojik iyi oluşu artırdığını gösteriyor. Desteği açıkça istemek, desteğin fark edilmesini kolaylaştırabilir.

Kaynakça

  1. Kaya Örk, E. (2021). Bağlanma kuramı çerçevesinde aldatma ve boşanma. *IBAD Sosyal Bilimler Dergisi*, (10), 248-263. https://doi.org/10.21733/ibad.850705
  2. Yazıcı Çelebi, G. ve Odacı, H. (2018). Bağlanma stilleri, ilişkilere ilişkin bilişsel çarpıtmalar, kişilerarası ilişki tarzları ve kişilik özelliklerinin evlilik uyumunu yordamadaki rolünün incelenmesi. *Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 18*(40), 89–120.
  3. Tepeli-Temiz, Z., & Tari-Comert, I. (2018). The relationship between life satisfaction, attachment styles, and psychological resilience in university students. *Dusunen Adam: The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, 31*(3), 274–283. https://doi.org/10.5350/DAJPN2018310305
  4. Çelebi, B. M., & Polat, A. (2019). Çocukluk çağı travmatik yaşantıların, yetişkin bağlanma stillerinin ve psikolojik iyi oluşun evlilik doyumu üzerindeki etkisi. *Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 5*(1), 29–34. https://doi.org/10.30934/kusbed.417436
  5. Koser, İ. E., & Barut, Y. (2020). Üniversite öğrencilerinin iletişim becerileri, problem çözme becerileri ve bağlanma stilleri ilişkisi. *OPUS–Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 15*(23), 1765–1789. https://doi.org/10.26466/opus.622867
  6. Liu, K., Chen, W., Wang, H., Geng, J., & Lei, L. (2020). Parental phubbing linking to adolescent life satisfaction: The mediating role of relationship satisfaction and the moderating role of attachment styles. *Child: Care, Health and Development*, 1–9. https://doi.org/10.1111/cch.12839
  7. Bintaş Zörer, P., Tulum Akbulut, S., & Dirik, G. (2019). Doğum sonrası depresyonda bağlanma örüntüleri ve partner desteğinin rolü. *Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry, 11*(2), 154–166. https://doi.org/10.18863/pgy.387288

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.