Öz-şefkat kendine acımak değildir
Kendine sert davranmanın insanı daha çok çalıştırdığını sanırız. Oysa öz-şefkat ne bahane üretmektir ne de kendine acımak; hatayı görüp yine de yanında durmaktır.
Bir işi batırdığınızda zihninizdeki ses size nazik davranır mı? Çok azımız için öyle. Daha sık duyulan, "yine aynısını yaptın", "herkes hallediyor da sen mi beceremiyorsun" gibi cümlelerdir. İçimizdeki bu sert eleştirmenin, bizi hizada tuttuğuna ve daha çok çalışmaya zorladığına inanırız. Oysa kendinize yakın bir arkadaşınıza o cümleleri kurar mıydınız? Büyük olasılıkla hayır — çünkü onları motive etmediğini, yalnızca küçülttüğünü sezersiniz.
Öz-şefkat (self-compassion), tam da burada devreye giren bir tutumdur: hata yaptığınız, acı çektiğiniz ya da yetersiz hissettiğiniz anda kendinize bir düşman gibi değil, zor durumdaki bir dosta davranır gibi yaklaşmak. En sık yanlış anlaşılan yanı da budur; kendine acımakla ya da her şeye göz yummakla karıştırılır.
Öz-şefkat üç şeyin birleşimidir
Bu kavramı ölçülebilir hâle getiren psikolog Kristin Neff, öz-şefkati birbirini tamamlayan üç bileşenle tanımlar [1].
Birincisi öz-nezaket (self-kindness): başarısızlık ve acı anlarında kendinize sert yargılarla değil, anlayışla yanıt vermek. İkincisi ortak insanlık (common humanity): yaşadığınız zorluğun sizi insanlıktan koparan, yalnızca size özgü bir kusur değil, herkesin payına düşen ortak insanlık deneyiminin bir parçası olduğunu görmek. Üçüncüsü bilinçli farkındalık (mindfulness): acı veren duyguları ne bastırmak ne de onlara kapılıp abartmak; oldukları gibi, dengeli bir dikkatle fark etmek.
Dikkat edilecek nokta şudur: bu üçü birlikte çalışır. Yalnızca kendine nazik davranıp acıyı görmezden gelmek öz-şefkat değildir; acının içinde boğulup "yalnızca benim başıma geliyor" demek de değildir.
Peki bu, kendine acımanın kibar adı mı?
Buradaki en yaygın itiraz, öz-şefkatin insanı tembelleştireceği, hatalarına bahane üreteceğidir. Aslında tam tersi bir mantık işler. Kendine acıma, kişiyi kendi sorununa hapseder ("neden hep ben?"); öz-şefkat ise acıyı insanlığın ortak deneyimine bağlayarak bu hapisten çıkarır.
Kendine sert davranmak çoğu zaman bir disiplin değil, korkudur. Öz-şefkat ise hatayı küçültmeden görmenizi, sonra da yere yıkılmadan yola devam etmenizi sağlar.
Bahane üretmek hatayı yok saymaktır; öz-şefkat ise hatayı net biçimde görür, ama bunu bir kimlik mahkûmiyetine ("ben değersizim") çevirmez. Kendini acımasızca eleştiren birinin hatadan sonra hissettiği utanç, çoğu zaman onu sorundan kaçınmaya iter. Kendine şefkatle yaklaşan biri ise yanlışın sorumluluğunu almayı daha az tehdit edici bulur — çünkü tek bir hata, onun bütün değerini belirlemez.
Bu, iyi hissettiren bir söz değil yalnızca; ölçülebilir bir örüntüdür. Yirmiden fazla çalışmayı bir araya getiren bir meta-analiz, daha yüksek öz-şefkat düzeyinin kaygı (anksiyete), depresyon ve stres belirtileriyle tutarlı biçimde ters yönde ilişkili olduğunu bulmuştur [2]. Bu, öz-şefkatin bir tedavi olduğu anlamına gelmez; yalnızca zorlukla baş etme biçimimizin ruh sağlığımızla yakından bağlı olduğunu gösterir.
Kendinize biraz daha yumuşak davranmayı denemek
Öz-şefkat doğuştan gelen sabit bir özellik değil, geliştirilebilen bir tutumdur. Aşağıdakiler bir reçete değil, küçük denemelerdir; size uyanı seçebilirsiniz.
- Önce sesi fark edin. Kendinizi eleştirdiğiniz bir anda durup "şu an kendime nasıl bir tonla konuşuyorum?" diye sormak, otomatik sertliği görünür kılar.
- Dost testini uygulayın. "Aynı durumu sevdiğim biri yaşasaydı ona ne derdim?" sorusunu kendinize çevirip o cümleyi kendinize söylemeyi deneyebilirsiniz.
- "Ben de" cümlesini ekleyin. Zor bir an için "bu çok zor, ama bunu yaşayan tek insan ben değilim" demek, ortak insanlık duygusunu hatırlatır.
- Acıyı bastırmadan adlandırın. "Şu an hayal kırıklığı hissediyorum" gibi bir cümle, duyguyu ne büyütür ne yok sayar; yalnızca yerine oturtur.
Bu adımlar başta zorlama gelebilir; içsesin yıllardır kurduğu alışkanlık bir günde değişmez. Eğer kendinize yönelttiğiniz eleştiri sürekli, ezici bir hâl alıyor ya da gündelik hayatınızı, ilişkilerinizi etkiliyorsa, bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak, o sert sesi birlikte yumuşatmanın sağlam bir yoludur.
Kaynakça
- Neff, K. D. (2003). The development and validation of a scale to measure self-compassion. Self and Identity, 2(3), 223–250.
- MacBeth, A. ve Gumley, A. (2012). Exploring compassion: A meta-analysis of the association between self-compassion and psychopathology. Clinical Psychology Review, 32(6), 545–552.
Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.