İçeriğe geç
Anlam & benlik

Duygusal İhmal: Eksik Sevgi Yetişkinliği Nasıl Biçimlendirir?

Fiziksel ihtiyaçlarınız karşılanırken duygularınız görülmediyse, bugünkü boşluk hissinin altında çocukluk çağı duygusal ihmali olabilir.

Yazan: Feyzi Alpman7 dk okuma

Bir çocuk için en ağır olanın başına gelenler değil, hiç gelmeyenler olduğunu söylesek itiraz edersiniz. Oysa ebeveyn çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark etmediğinde, görmezden geldiğinde ya da yetersiz yanıt verdiğinde çocukta görünür bir iz kalmaz. İz kalmadığı için de yetişkin olduğunuzda hissettiğiniz boşluğun nereden geldiğini bulmakta zorlanırsınız.

Duygusal ihmal nedir: Kötü niyet değil fark edilmeyen yokluk

Duygusal ihmal nedir sorusu çoğu zaman istismarla karışır. Oysa duygusal ihmal, ebeveynin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark etmemesi, görmezden gelmesi ya da yetersiz yanıt vermesiyle ortaya çıkar. Ebeveyn bunu genellikle kötü niyetle yapmaz; kendi ruhsal zorlanması, yoğun çalışması ya da duyguları ifade etmeyi hiç öğrenmemiş olması rol oynar. Koşullar ağır basar. Niyetten çok yokluk konuşur. Evin içinde yemek vardır, okul takibi vardır, kurallar vardır. Duygu için ayrılmış alan yoktur. Çocuk ağladığında susturulmaz belki ama teselli de bulamaz. Sevindiğinde azarlanmaz ama sevinci paylaşılmaz.

Duygusal geribildirim alamayan çocuk, üzüntü ve sevinç gibi temel parçalarının kimseyi ilgilendirmediğini öğrenir. Jonice Webb'in klinik çerçevesinde tarif ettiği gibi, çocuk duygusal geribildirim alamadıkça kendi iç dünyasını bir tür "sinyal gürültüsü" olarak kodlamaya başlar [7]. Sinyal gelir. Anlam çıkmaz. Çocuk ne hissettiğini değil, hissetmemesi gerektiğini sanır. Karşılanmayan ihtiyaç karşısında çocuk, ebeveynin durumunu açıklayamadığı için benliğine dair değersizlik ve fazlalık hissi geliştirir. Kendini yük gibi görür. İsteği kısar. Sessizliği öğrenir.

Bu sessizlik masum durmaz. Geniş çaplı bir araştırma, 8-17 yaş arasındaki duygusal ihmalin, 18 yaşında depresyonu tetiklediğini kanıtladı[1]. Çin'de yaklaşık iki bin ergenle yapılan bir başka araştırma, duygusal ihmalin okul bağlılığını azaltarak problemli telefon kullanımına yol açtığını ortaya koyuyor [3]. Ders kopar. Ekran dolar. Bağlanma başka yere kayar. Buradan bakınca tablo kişisel bir kusur gibi durmaz. Gelişim içinde örülen bir boşluk gibi durur. Ebeveynleri yargılamamak ve suçlu aramaya yönelmemek gerekir. Anlamak, aklamak anlamına gelmez. Anlamak, zinciri görmenize yardım eder. Siz bugünkü yetişkin halinizle geçmişe baktığınızda öfke duyabilirsiniz. Öfke anlaşılır kalır. Yine de odağı suçlamada tutmak, ihtiyacınızı görmenizi zorlaştırır.

Yetişkinlikte boşluk hissi duyguları adlandırma güçlüğü ile büyür

Yetişkinlikte boşluk hissi neden olur diye sorduğunuzda aklınıza büyük bir olay gelir. Oysa çoğu zaman neden, hiç gelmeyen küçük yanıtlarda saklanır. Duygularıyla ilgilenen bir yetişkinle büyümeyen çocuk, gerekli araçlara sahip olmadan kendini düzenlemeye çalışır ve sert bir iç eleştirmen geliştirir. İçeride destekleyen bir ses kurulmaz. Denetleyen bir ses kurulur. Duyguları tanıma ve adlandırma güçlüğü, ihmalin doğrudan sonucu olarak duygusal netliği azaltır. Duyguları adlandırma güçlüğü dediğimiz şey tam da budur. Hissedersiniz. Ad koyamazsınız. Ad koyamadığınız için de neye ihtiyacınız olduğunu bilemezsiniz.

Kendine şefkat gösterememek, duyguları yönetmek için kullanılabilecek seçenekleri azaltır. Bir derlemede [2] de belirtildiği gibi, duygusal ihmal, azalmış öz-şefkat ile yakından ilişkilidir ve öz-şefkat, etkili duygu düzenlemenin altında yatan temel bir yapıdır [2]. Öz şefkat ve iç eleştirmen aynı sahnede karşı karşıya gelir. Biri yumuşatır. Diğeri sıkıştırır. İhmal öyküsünde eleştirmen çoğu zaman kazanır. Bir çalışma [4], bu inancın yetişkinliğe narsisistik kırılganlık olarak taşındığını ortaya koyuyor. Narsisistik kırılganlık burada büyüklenme anlamına gelmez. Benliğin sürekli tehdit altında hissedilen, kolayca yaralanan ve utanca boğulmaya hazır halini anlatır. Araştırmacılar, duygusal ihmalin narsisistik kırılganlık ve utanç zinciri aracılığıyla depresif ve kaygı belirtilerini şiddetlendirdiğini bulmuştur [4]. Sunumu aksayan biri günü kurtarmak yerine kendini tümden başarısız sayar. Gece uzar. Zihin aynı cümleyi çevirir. Araştırmalar, duygusal netlikteki bu artışın, duygusal ihmal ile depresif belirtiler arasındaki bağı gevşetebileceğine işaret ediyor [2]. Netlik artar. Bağ gevşer. Boşluk biraz aralanır.

Bu aralanma büyük hamlelerle olmaz. Küçük bir duraklama işe yarar:

  • Kendinize sorun: şu anda hissettiğim şeyin adı ne
  • Göğsünüzdeki ya da boğazınızdaki sıkışmayı hayal kırıklığı ve dışlanmışlık gibi sözcüklerle adlandırın
  • Acımasız iç sesi fark edin, onunla mesafe koyun ve kendinize bir arkadaş tonunda yanıt verin
  • Duyguları bastırılacak arıza gibi değil, bağ kurmaya yardımcı olan bilgi kaynağı gibi yeniden dinleyin

Liste kısa durur. Uygulaması zaman ister. Ad koymak ilk başta yapay gelir. Sıkışma geçmez. Kelime oturmaz. Yine de dil kuruldukça bedenin mesajı netleşir. Öfke ile kırgınlık ayrışır. Yorgunluk ile isteksizlik ayrışır. Ayrışan her duygu, ihtiyacın adresini biraz daha belli eder. Siz kendinizi dinledikçe iç eleştirmenin sesi gerilemez belki ama tek ses olmaktan çıkar.

İlişkide reddedilme korkusu eski hikayeyi bugünkü partnere taşır

İlişkide reddedilme korkusu çoğu zaman bugünkü olayla orantısız durur. Mesaj geç yanıtlanır. Ses tonu değişir. Plan ertelenir. İçeride büyük bir alarm çalar. Bu çekirdek inanç, ihtiyaç duyulan sıcaklık ve anlayışın gelmeyeceğine dair sarsılmaz bir beklentiye dönüşür. Duygusal yoksunluk şeması dediğimiz yapı budur. İhtiyaç duyulan sıcaklık ve anlayışın hiçbir zaman gelmeyeceğine dair derin beklenti erken yıllarda kurulur. Sonraki yıllarda ilişkileri sessizce yönetir. Kırılgan benlik, reddedilmeye aşırı duyarlı hale gelir ve sıradan gecikme ya da eleştiriyi yok sayılma gibi yaşar. Partner yorgundur. Siz yok sayıldığınızı hissedersiniz. Partner dalgındır. Siz sevilmediğinizi düşünürsünüz.

Kişi kendi tepkisine kızıp alınganlıkla suçladığında devreye giren utanç, yalnızlaşmayı ve yardım istememeyi besler. Utanç saklanmayı ister. Saklandıkça ihtiyaç görünmez olur. Karşı bağımlılıkta kişi ihtiyaç duyma fikrinden rahatsız olur ve yardım istemeyi reddedilmeye karşı bir korunma gibi kullanır. Başkasına ihtiyaç duyma fikrinden yoğun rahatsızlık duyarak kendi işini kendine görmeye kapanma güvenli görünür. Bedeli temasın azalması olur. Reddedilmeye karşı tetikte olma halinde kişi, partnerin ses tonundaki değişimi soğukluk gibi yorumlar ve içe kapanma ya da yoğun patlama ile tepki verir. İlginin azaldığını hissettiğiniz an, ya tamamen içe kapanır ve "kendini sessizleştirme stratejisi"ni [9] devreye sokarsınız ya da yoğun bir duygusal patlama yaşarsınız. İlginin azaldığını hissedince tamamen içe kapanarak duyguları ifade etmemek bir süre korur. Sonra duvar örer. Bu tepkilerde kişi, bugünkü partnere değil, geçmişte duygularını görmezden gelen ebeveyne yanıt veriyormuş gibi davranır. Eski hikaye yeni sahnede oynar.

Eski hikaye kader değildir. İhtiyaç bildirme kasını düşük riskli küçük taleplerle çalıştırmak, beklentiyi yavaşça günceller. Tetiklenilen anı suçlamadan açıklamak ve zamana ihtiyaç duymak, tartışmayı suçlama yarışından çıkarır. Sakinleşince konuşmak istediğinizi söylemek bile yön değiştirir. Burada değişimi kısa sürede büyük dönüşüm beklemeden yavaş kabul etmek gerekir. Kas yavaş güçlenir. Bir günde açılma olmaz. Küçük talepler karşılık buldukça zihin yeni veri toplar. Yeni veri biriktikçe eski beklenti sarsılır. Sarsıntı hemen güvene dönmez. Yine de yön değişir.

Kuşaklararası duygusal miras öz şefkat ve iç eleştirmenle yumuşar

Kuşaklararası duygusal miras kulağa soyut gelir. Oysa evin içinde çok somut yaşanır. Duygularını anlamakta zorlanan ebeveyn, çocuğun duygularını anlamakta da zorlanır ve bu durum çocuğun duygu düzenleme gelişimini sekteye uğratır. Annenin duyarlılığı, bağlanma güvenliğinin kuşaklar arası aktarımında anahtar rol oynar; duygusal erişilebilirlik azaldığında güvensizlik zinciri sürer. Taşel-Günal ve Arıkan'ın derlemesinde [8] aktardığı gibi, annenin kendi bağlanma temsilleri ile bebeğin bağlanma güvenliği arasında nesiller arası geçiş var. Kuşaklararası çalışmalar, bu aktarım zincirinin üç nesil boyunca izlenebildiğini ortaya koyuyor [8]. Büyükanne susar. Anne susar. Çocuk susmayı miras alır.

Yu ve arkadaşlarının çalışması [5], bu aktarım zincirini bir adım öteye taşıyor. Şahin İpek ve Tarlacı'nın Türkiye'de yaptığı bir çalışma [6], kendi çocukluğunda örselenme yaşamış annelerin duygu düzenleme güçlüğü çektiğini ve bu güçlüğün, anne-çocuk ilişkisindeki çatışmayı ve yakınlık sorunlarını doğrudan yordadığını gösteriyor. Araştırmacılar babanın kendi ihmal öyküsünün çocuk üzerinde aynı belirgin dolaylı etkiyi yaratmadığını da bulmuş [5]. Bu bulgu babaları önemsiz kılmaz. Bakım emeğinin dağılımına ve ölçüm biçimlerine dair sorular açar. Küçük ve düşük riskli taleplerin reddedilmeden karşılanması, reddedileceğine dair eski hikayeyi gevşetir. Çocuk su ister ve su gelir. Çocuk korkar ve kucağa alınır. Küçük yanıtlar birikir. Güven kurulur.

Siz kendi örüntünüzü fark ettiğinizde suçluluk dalgası yükselebilir. Ben de aynısını yapıyorum duygusu can yakar. Bu dalga içinde yalnız çözmekte zorlanınca güvenli zeminde uzman desteği almak yerinde olur. Tanıdık örüntüleri çözmekte zorlanınca deneyimli bir psikologla görüşmek, geçmişin bugüne nasıl sızdığını daha net görmenize yardım eder. Bir psikolog sizinle birlikte tetiklenme anlarını, iç eleştirmenin dilini ve ihtiyaç bildirme pratiklerini ele alır. Süreç hızlı ilerlemez. Bazen durur. Bazen başa döner. Şiddet ve istismar içeren durumlarda kendini zorlamadan doğrudan uzman ve güvenlik desteğine başvurmak gerekir. Kendi kendine onarma fikri orada geçerli durmaz. Önce güvenlik gelir. Sonra çalışma gelir.

Varsayalım ki kurgusal bir sahne kuruyoruz. Akşam güneş odayı rahatsız eder. Perdeyi kapatmak istersiniz. İstek küçüktür. İçerideki ses büyütür. Şimdi sırası değil der. Abartıyorsun der. Reddedilme korkusu perdeyi dağ gibi gösterir. Siz yine de düşük bir sesle söylersiniz. Perdeyi kapatabilir miyiz dersiniz. Karşınızdaki kişi kalkar ve kapatır. Oda serinler. Hikaye sarsılır. Gelecek, o küçük aralıktan içeri sızar.

Sık sorulan sorular

Duygusal ihmal tam olarak nedir, fiziksel ihmalden farkı ne?

Duygusal ihmal, bir çocuğun sevgi, aidiyet ve duygusal onaylanma gibi temel ihtiyaçlarının ebeveyn tarafından sürekli biçimde karşılanmamasıdır. Fiziksel ihmale eşlik edebilir ancak tek başına da var olabilir; dışarıdan 'normal' görünen ailelerde sıkça gözden kaçar.

Çocukluğumda duygusal ihmale uğradığımı nasıl anlarım?

Belirgin anılar olmayabilir. Daha çok süreğen bir boşluk hissi, kendi duygularınızı tanımakta güçlük, 'temelde bir sorun var ama ne olduğunu bilmiyorum' düşüncesi ve başkalarına ihtiyaç duymaya karşı yoğun bir isteksizlik gibi ipuçlarıyla kendini gösterir.

Yaşadığım bu boşluk hissi gerçekten duygusal ihmalden mi kaynaklanıyor?

Belirtiler birçok farklı deneyimle örtüşebilir; bu nedenle yalnızca bir uzman değerlendirmesi netleştirici olur. Ancak çocukluğunuzda duygularınızın yeterince ciddiye alınmadığını hissediyorsanız ve bugün kendinize karşı acımasız, başkalarına karşı aşırı sorumlu hissediyorsanız, duygusal ihmal olasılığı değerlendirilmelidir.

Duygusal ihmalin etkileri değişir mi?

Evet, değişim mümkündür. Özellikle duyguları tanıma ve ifade etme becerileri üzerine çalışmak, kendine şefkati geliştirmek ve güvenli bir terapötik ilişkide bu örüntüleri yeniden deneyimlemek, ihmalin yetişkinlikteki etkilerini hafifletebilir ve yeni ilişki biçimleri kurmanıza yardımcı olabilir.

Kaynakça

  1. Glickman, E. A., Choi, K. W., & Lussier, A. A. (2021). Childhood Emotional Neglect and Adolescent Depression: Assessing the Protective Role of Peer Social Support in a Longitudinal Birth Cohort. *Frontiers in Psychiatry*, 12, 681176. https://doi.org/10.3389/fpsyt.2021.681176
  2. Salzmann, S., Salzmann-Djufri, M., & Euteneuer, F. (2022). Childhood emotional neglect and cardiovascular disease: A narrative review. *Frontiers in Cardiovascular Medicine*, 9, 815508. https://doi.org/10.3389/fcvm.2022.815508
  3. Chen, Y., Zhang, Y., Zhang, L., Luo, F., Xu, W., Huang, J., Yang, L., & Zhang, W. (2021). Childhood emotional neglect and problematic mobile phone use among Chinese adolescents: A longitudinal moderated mediation model involving school engagement and sensation seeking. *Child Abuse & Neglect*, 115, 104991. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2021.104991
  4. Kealy, D., Laverdière, O., Cox, D. W., & Hewitt, P. L. (2020). Childhood emotional neglect and depressive and anxiety symptoms among mental health outpatients: The mediating roles of narcissistic vulnerability and shame. *Journal of Mental Health*. Advance online publication. https://doi.org/10.1080/09638237.2020.1836557
  5. Yu, X., He, T., Tan, Y., Chi, P., & Lin, X. (2023). Intergenerational effects of childhood maltreatment: The relationships among parental childhood emotional neglect, emotional expressiveness and children's problem behaviors. *Child Abuse & Neglect*, 140, 106147. https://doi.org/10.1016/j.chiabu.2023.106147
  6. Şahin İpek, K. ve Tarlacı, S. (2021). Annelerin Çocukluk Örselenmelerinin Çocuğa Bakım Verme Davranışları Üzerindeki Etkisi ve Çocuk İçin Riskleri. *Gelişim ve Psikoloji Dergisi (GPD)*, 2(4), 141-163. https://doi.org/10.51503/gpd.933772
  7. Özdemir, H. (2023). Kitap Değerlendirmesi: Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi, Jonice Webb ve Christine Musello (Çev. Gülsüm Arıkan, Sola Yayınları, 2018). *Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi*, (17), 101-104. https://doi.org/10.32739/uskudarsbd.9.17.134
  8. Taşel-Günal, Z. ve Arıkan, G. (2023). Erken çocuklukta bağlanmanın ve psikopatolojinin nesiller arası aktarımında anne duyarlılığının rolü. *Turk J Child Adolesc Ment Health*, 30(1), 1-10. https://doi.org/10.4274/tjcamh.galenos.2021.96168
  9. Şirvanlı Özen, D. ve Güneri, F. K. (2018). İlişki başarısının temel belirleyicisi: Reddedilme duyarlılığı. *Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar*, 10(4), 454-469. https://doi.org/10.18863/pgy.360041

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.