İçeriğe geç
Anlam & benlik

Geçmişin Gölgesi: Çocukluk Sizi Nasıl Yönetiyor?

Çocuklukta öğrendiğimiz kalıplar yetişkin hayatımızı nasıl şekillendiriyor? Görünmez ipleri tanımak ve seçimi geri almak üzerine derin bir rehber.

Yazan: Feyzi Alpman8 dk okuma

"Belki de abartıyorum, sonuçta karnım doyuyordu" diyorsanız siz yalnız değilsiniz. Oysa 11.366 kişilik bulgular görünmez yaraların bedende ve ruhta iz bıraktığını gösteriyor. Bu yazı o inkar eğilimine itiraz ediyor ve örüntüyü nasıl fark edip değiştirebileceğinizi anlatıyor.

"Karnım doyuyordu, duygusal istismar duygusal ihmal farkı diye bir şey yok"

Bu inanış çok yayılır. Fiziksel bakım sağlanır. Yemek verilir. Üst baş temiz tutulur. O zaman duygusal açıdan bir şey olmamış sayılır. Çevre de bunu onaylar. Şükretmeniz beklenir. Şikayet ayıp sayılır. Böylece yara görünmez kalır.

Oysa çocukluk çağı yaşantılarının en derin yaraları çoğu zaman görünmez olanlardır. 11.366 kişiyi kapsayan geniş bir meta-analiz çalışması [2], bu konuda çarpıcı bir bulgu ortaya koyuyor: Duygusal istismar ve duygusal ihmal, yetişkin ruh sağlığını fiziksel istismardan katbekat daha güçlü bir şekilde etkiliyor. Bu araştırmaya göre, duygusal olarak istismar edilmiş bir çocuğun, yetişkinlikte ciddi psikolojik zorluklar yaşama olasılığı, böyle bir geçmişi olmayan birine göre 38 kat daha fazla. Duygusal ihmal için bu oran 17 kat.

Aradaki ayrım pratikte işinize yarar. Duygusal istismar benliğe yönelen aktif küçültücü söz ve eylemlerdir. Alay vardır. Utandırma vardır. Sürekli eleştiri vardır. Duygusal ihmal ise üzüntüde, sevinçte ve korkuda kimsenin gelmemesi biçimindeki boşluktur. Biri vurur. Diğeri bakmaz. İkisi de iz bırakır.

Duygusal ihmal zamanla benim duygularım önemli değil inancına dönüşür. Siz sevilmek için ihtiyaçsız görünmeyi öğrenirsiniz. Sorunsuz olursunuz. Sürekli veren konumda kalırsınız. Görünmez yaralar karnın doyması ve bakımın sağlanması gibi gerekçelerle inkar edilebilir. Ancak beden ve ruh inkar edilen yaşantının etkisini başka belirtilerle gösterir. Gerginlik sürer. Yorgunluk geçmez. İlişkilerde tetiklenme artar.

Ama duygusal ihmal yaşadıysanız, kendinize bile belki de abartıyorum, sonuçta karnım doyuyordu, üstüm başım temizdi diyebilirsiniz. 2024 tarihli, 343 yetişkinle yapılan bir araştırma [3], bu noktada çok önemli bir veri sunuyor: Katılımcıların yüzde 46,3'ü, çocukluk çağı travma ölçeğinin hesapladığı inkar etme eğilimi puanına göre, yaşadıklarını yok sayma eğilimi gösteriyor. Bu eğilim bir karakter kusuru sayılmaz. Korunma çabası sayılır. Yine de fark edilmesi gerekir.

Kendinize şunu sorun. Şu an bedenim kaç yaşında hissediyor. Cevap otuz değil de yedi ise durun. Nefesi izleyin. Omuzları gevşetin. O küçük yaşın ihtiyacını adlandırın. Bu soru geçmişle bugünü ayırır.

"Ben zaten böyleyim, erken dönem uyumsuz şemalar değişmez"

Bu söz kulağa gerçekçi gelir. İnsan kendini tanıyor sanır. İç sesi kendi sesi sanır. Oysa o ses bazen eski bir kaydın tekrarıdır. Temel duygusal ihtiyaçlar çocuklukta karşılanmadığında zihin hayatta kalmak için kalıcı duygu, düşünce ve inanç örüntüleri oluşturur. Bunlara erken dönem uyumsuz şemalar denir. Şema erken yıllarda kurulur. Yetişkinlikte kararı sessizce yönlendirir.

2021'de yayımlanan, şema terapinin kuramsal temellerini yeniden düzenleyen kapsamlı bir uzman görüşüne göre [1], bu şemalar siz farkında olmadan üç temel yolla kendilerini sürdürür: boyun eğme, kaçınma ve tersine çevirme. Boyun eğmede duyguyu yok sayarsınız. Karşınızdakine uyum sağlarsınız. Kendinizden vazgeçersiniz. Kaçınmada duygusal yakınlık gerektiren durumlardan uzak durursunuz. Mesajlara geç dönersiniz. Davetleri ertelersiniz. Tersine çevirmede ihtiyaç duyulan ilgi ve sevgiyi talep etmek için öfke ve suçlamaya başvurursunuz. Ses yükselir. Kapı çarpar.

Çocukken işe yarayan boyun eğme, görünmez olma ve saldırganlaşma gibi kısa vadeli çözümler yetişkin ilişkilerinde bugünkü insanlara geçmişteki kişilerin muamelesini yapmaya yol açar. Çocukken üzüntüde abartıyorsun denmesi hayali bir örnek olarak düşünülebilir. Yetişkinlikte uyum için vazgeçme biçiminde sürer. Yakınlıktan uzak durma biçiminde sürer. Öfkeyle talep etme biçiminde sürer. Şemalar boyun eğme, kaçınma ve tersine çevirme biçimindeki otomatik tepkilerle kendini sürdürür. Gerçek ihtiyaç olan anlaşılma ile temasın tersi sonuçlar doğurur. Siz yaklaştıkça uzaklaşırsınız. Siz susarsınız. Karşı taraf ne istediğinizi anlayamaz.

Şema kendini görünmez kılar. Siz durumu ben zaten böyleyim biçiminde kişilik sanırsınız. Ya da ilişkiler hep böyledir biçiminde hayat gerçeği sanırsınız. Etnograf tavrı yardımcı olur. Kendi mod geçişlerinize bir etnograf gibi bakın. Not tutun. Tetikleyiciyi yazın. Tepkiyi yazın. Sonucu yazın. Yorum katmayın.

Bir soru daha açıcı olur. Eski ben olsaydı ne yapardı. Şimdi gerçekten ne yapmak istiyorum. İlk cevap otomatiktir. İkinci cevap yetişkine aittir. Aradaki boşluk küçüktür. Yine de seçim orada doğar.

"Uyuşuyorsam huzurluyumdur, şema modları kırılgan çocuk abartıdır"

Yorgun bir günün akşamı ekran karşısında donup kalmak huzur gibi gelir. Hiçbir şey hissetmezsiniz. Kafa boşalır. Oysa uyuşma her zaman dinlenme sayılmaz. Bazen korumanın sesidir. Şema modları ruh halinden daha kapsamlı, geçmişin yankılarıyla yüklü bütünlüklü varoluş biçimleridir. Savunmasız çocuk, cezalandırıcı ebeveyn ile kopuk koruyucu aynı kişide bir arada bulunabilir.

2021'deki aynı uzman görüşünde [1] detaylandırıldığı üzere, içinizde savunmasız bir çocuk, onu acımasızca eleştiren cezalandırıcı bir ebeveyn ve tüm bu acıdan kaçmak için duyguları tamamen devre dışı bırakan kopuk bir koruyucu aynı anda var olabilir. Savunmasız çocuk dünyayı güvensiz görür. Hata yapmayı kabul edilemez bulur. Geri çekilmeye yönelir. Kopuk koruyucu acıdan kaçmak için duyguları devre dışı bırakır. Donukluk yaratır. Uyuşma yaratır. Biri ağlamak ister. Diğeri sesi kısar.

Patrondan alınan hafif geri bildirimle kendinden emin yetişkinden çaresiz çocuğa geçmek buna uyar. Akşam ekran karşısında donup kalmak da buna uyar. Arkadaş toplantısında çöken yalnızlık da aynı taşınmadır. Eleştiri karşısında boşluğa itilme hissi de öyledir. İş görüşmesinde sesin incelmesi de öyledir. Geçmiş sahne bugüne taşınır. Tepki büyür. Siz şaşırırsınız.

Mod geçişlerinin kaynağı hayatta kalmak için öğrenilmiş otomatik pilot tepkilerdir. Her mod o an kendisini ben zanneder. Bu yüzden uyuşma huzur gibi görünür. Abartılı çaresizlik gerçeklik gibi görünür. Kendini aşağılama adalet gibi görünür. Oysa bunlar kimlik sayılmaz. Durum sayılır.

Kendinize şunu sorun. İçimde yükselen tepki gerçekten bu ana mı ait yoksa çocukken ciddiye alınmamanın çaresizliğine mi ait? Soru işareti burada önemlidir. Cevabı hemen bulmak zorunda değilsiniz. Yaşı tahmin edin. Yoğunluğu sıfır ile on arasında puanlayın. Bedenin neresinde hissedildiğini not edin. Bu küçük kayıt bugünü geçmişten ayırır.

"Kendime kızmam adalettir, cezalandırıcı ebeveyn iç sesi gerçektir"

Kendine kızmak disiplin gibi durur. Hata yaptınız. İç ses bağırır. Siz bunu dürüstlük sanırsınız. Oysa cezalandırıcı ebeveyn iç sesi çoğu zaman adalet dağıtmaz. Eski ezberi sürdürür. Ve Cezalandırıcı Ebeveyn modu devredeyken, kendinize sövdüğünüz o ses size adalet dağıtıyormuş gibi gelir, oysa sadece eski bir celladın görevini sürdürmektedir. 2017 tarihli bir derlemede [4] vurgulandığı gibi, bu modlar arasındaki ani geçişler, özellikle ağır çocukluk dönemi örselenmeleri yaşamış kişilerde, kopuş yaşantılarıyla, yani gerçeklikten kopma hisleriyle bile ilişkili olabilir.

Ağır çocukluk örselenmesi yaşayan kişilerde modlar arasındaki ani geçişler gerçeklikten kopma hisleriyle ilişkili olabilir. Bu bilgi korkutmak için söylenmez. Sınırı çizmek için söylenir. Ağır istismar, ihmal ya da travma geçmişinde tek başına çalışmaya zorlamayın kendinizi. Kendine zarar verme dürtüleri varken profesyonel destek olmadan ilerlemeyin. Boşluk duygusu günlük işlevleri ciddi biçimde etkilerken de yalnız kalmayın. Kronik değersizleştirme ya da istismar içeren ilişki dinamiğinde çift terapisinden önce bireysel çalışma zemini oluşturmayı gözetin.

Uygulama somut olunca işe yarar. Cezalandırıcı ebeveyn devredeyken içte yankılanan tam cümleleri yazın. Kısaltmayın. Yumuşatmayın. Sonra sesin kime ait olduğunu ayırt edin. Bu cümleyi ilk kez kim kurdu. Kaç yaşındaydınız. Kimin tonuyla konuşuyor. Bu ayrım suçlamak için yapılmaz. Sahiplenmemek için yapılır.

Cezalandırıcı iç sesle mantıkla savaşmak yerine şefkatli yetişkin olarak konuşun. Olumlama cümlesiyle iç diyalogu karıştırmayın. Her şey harika demek iç diyalog sayılmaz. Zorlandığını görüyorum demek yetişkin dilidir. Hata yaptın ama insan olarak değerlisin demek sınır koyar. Sakinlik buradan gelir.

Sürekli verip öfkeyi yutmak yerine yorgunluğu söylemek de değişim sayılır. Suçlamaya geçmeden ihtiyacı basit bir dille ifade edin. Akşam yemeğinin paylaşılmasını isteyin. Dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu söyleyin. İhtiyaçsız görünme bedelini bırakın. Karşı tarafın tepkisini kontrol edemezsiniz. Kendi cümlenizi net kurabilirsiniz.

"Geçmiş kaderdir, çocukluk çağı yaşantıları yetişkin ilişkileri değiştiremez"

Geçmişin gölgesi bazen yazgı gibi anlatılır. Ne yaparsan yap değişmez denir. Bu söz yorgunlukta çekici gelir. Sorumluluğu alır. Belirsizliği kapatır. Yine de doğru sayılmaz. Beyin eski yolları bırakıp yenilerini inşa edebilir. Değişim için doğru koşullar gerekir. Yeterli zaman gerekir.

Geçmişin etkisi belki de en somut biçimde, kendi çocuğumuza ebeveynlik yaparken ortaya çıkar. 2023 yılında evli ve çocuklu 36 yetişkinle yapılan bir nitel araştırma [5], bu kuşaklararası aktarımın ne kadar ince detaylarla işlediğini gösteriyor. Ebeveynlikte kuşaklararası aktarım ince biçimlerde sürer. Otoriter tutum kuralcılık biçiminde yeniden sahneye çıkabilir. Kontrol edilme kaygısı düzeltme çabasının altında işlemeye devam edebilir. Çocuğun oyuncak için tutturmasına yükselen öfke buna uyar. Ardında kişinin kendi isteklerinin önemsiz sayıldığı çocukluk yaşantısını fark etmesi zinciri kıran boşluk olur.

Ebeveyn beklentisinin eğitimden mutluluğa kayması umut verir. Şiddet geçmişine rağmen şiddeti tekrarlamama iradesi de umut verir. Geçmişin otomatik tekrarı bilinçli tercihle kırılabilir. Bu kırılma bir anda olmaz. Küçük seçimlerle olur. Ses tonu yumuşar. Kural esner. Özür gelir.

Bugünkü kalıbın altındaki karşılanmamış ihtiyaç görülmeden yas tutulamaz. Siz bugünkü ilişkilere çocukluktan kalan ihtiyaçla yaklaşmaya devam edersiniz. Partnerden ebeveynlik beklersiniz. Arkadaştan kurtarıcılık beklersiniz. Karşılanmayınca öfke büyür. Yeni ve ihtiyaç belirten dil önce yabancı gelir. Tehditkar gelir. Eski düzenin tanıdık acısı sürpriz içermediği için güvenli sanılır. Yeni düzenin belirsizliği zihni zorlar. Bu zorlanma başarısızlık sayılmaz. Öğrenme sayılır.

Şema terapi ve psikodinamik yönelimli terapiler sağlıklı yetişkin modunu güçlendirmek için yapılandırılmış alan sunar. Terapist güvenli bağlamda karşılanmamış ihtiyaçların bir kısmını karşılayan geçiş işlevi görür. Eğer sürekli aynı yıkıcı ilişki döngülerine sıkışıyorsanız destek düşünün. Kendinize zarar verme dürtüleriyle baş etmeye çalışıyorsanız da düşünün. Çocukluğunuzdaki boşluk duygusu günlük işlevlerinizi ciddi biçimde etkiliyorsa da düşünün. Böyle durumlarda alanında uzman bir klinik uzman ile görüşmek yerinde olur. Psikolojik danışman ile görüşmek de anlamlı olabilir. Hangi uzmanın uygun olduğu sorunun ağırlığına göre değişir. Ağır belirtilerde psikiyatrist değerlendirmesi gerekebilir. İlişki örüntüleri için psikolog ya da psikolojik danışman ile düzenli görüşme yardımcı olur.

Kapanışta sınırı net koyalım. Bu yazı farkındalık içindir. Tanı koymaz. Tedavi etmez. İlaç önermez. Ağır örselenmede tek başına derin kazı yapmayın. Günlük işlev bozulduysa beklemeyin. Olumlama ile iç diyalog farklıdır. Biri üzerini örter. Diğeri ihtiyacı görür. Siz ikinci yolu seçin. Küçük adımla başlayın. Gerekirse uzmanla yürüyün.

Sık sorulan sorular

Çocukluk çağı yaşantıları yetişkinlikte neden bu kadar etkili?

Beynimizin en hızlı geliştiği ve ilişki kalıplarını kaydettiği dönem çocukluktur. Karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlar, yetişkinlikte otomatik tepkilere dönüşen 'erken dönem uyumsuz şemalar' oluşturur. Bu şemalar, benzer durumlarda aynı acı verici sonuçları yaşamamıza neden olan görünmez filtreler gibidir.

Duygusal ihmalin yetişkinliğe etkisi nedir?

Duygusal ihmal, fiziksel istismar kadar görünür olmasa da yetişkinlikte ilişki kurma biçimini derinden etkiler. Kişi kendi duygularını tanımakta, başkalarına güvenmekte ve yakınlık kurmakta zorlanabilir. Kendi ihtiyaçlarının önemli olmadığı inancını taşıyarak, sürekli veren ama alamayan bir konumda kalabilir.

Kendi çocukluk şemalarımı nasıl tanıyabilirim?

En belirgin ipucu, hayatınızda tekrar eden 'sıkışmış' anlardır. Sürekli aynı tür insanlara mı çekiliyorsunuz? Benzer çatışmaları farklı kişilerle mi yaşıyorsunuz? Aşırı tepki verdiğinizi hissettiğiniz anlarda durup, bu duygunun kaç yaşında bir yanınıza ait olduğunu sorgulayabilirsiniz. Bedeninizin verdiği orantısız alarmlar önemli bir pusuladır.

Çocuklukta yaşananların etkisinden kurtulmak mümkün mü?

Evet. Amaç geçmişi silmek değil, onun bugünkü seçimlerimiz üzerindeki otomatik etkisini azaltmaktır. Bu, beynin yeni bağlantılar kurabilme yeteneği sayesinde mümkündür. Terapi desteğiyle, eski şemaların farkına vararak onlara mesafe alabilir ve hayatınızın yazarlığını bilinçli olarak üstlenebilirsiniz.

Kaynakça

  1. Arntz, A., Rijkeboer, M., Chan, E., Fassbinder, E., Karaosmanoğlu, A., Lee, C. W., & Panzeri, M. (2021). Towards a Reformulated Theory Underlying Schema Therapy: Position Paper of an International Workgroup. https://doi.org/10.1007/s10608-021-10209-5
  2. Porter, C., Palmier-Claus, J., Branitsky, A., Mansell, W., Warwick, H., & Varese, F. (2019). Childhood adversity and borderline personality disorder: a meta‐analysis. https://doi.org/10.1111/acps.13118
  3. Oyuncakçı, B. ve Güloğlu, B. (2024). Çocukluk Çağı Travmaları, Psikolojik Sağlamlık, Affetme ve.
  4. Şenkal Ertürk, İ. ve Kaynar, G. (2017). KİŞİLİK BOZUKLUKLARINDA ŞEMA TERAPİ YAKLAŞIMI.
  5. Sağlam, Z. (2023). Yetişkinlerin Çocukluk Çağı Deneyimlerinin Ebeveynlik.

Kaynaklar temsilîdir; yayımlanan yazılarda her madde DOI bağlantısıyla birlikte verilir.

Bu yazıyı paylaş

WhatsApp X

Yorumlar (0)

İsimler gizlilik için kısaltılır

Yorum yazmak için telefonunuzla hızlı bir doğrulama yapın — adınız kısaltılarak görünür.

İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar okuyucuların kişisel görüşleridir; psikolog.net'in görüşü değildir ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Zor bir dönemden geçiyorsanız 112 · ALO 183. Kurallara aykırı yorumlar kaldırılır.